4 birleştirerek

Canva ile ek program kullanmadan çoklu fotoğraflarınızı birleştirin. Online arayüz ile profesyonel görünümlü bir iş çıkarın. Şablon seçenekleri sizi bekliyor! Hadrian Tapınağı kazısında arkeologlar ‘parçaları birleştirerek’ geçmişe ışık tutuyor. Melike Aydın Send an email 2 Eylül 2020. Balıkesir’in Erdek ilçesindeki Kyzikos Antik Kenti’nde yer alan Hadrian Tapınağı’nda devam eden kazılarda parçalar halinde çok sayıda taş obje bulundu. Ip Man 4 Final izle Ip Man 4: Final 720p, 1080p, 2019 filmi türkçe dublaj, hızlı kaliteli Ip Man 4 Final filmi hd izle kota dostu Ip Man 4 Final film konusu.On yılı aşkın bir süredir devam eden ve Uzak Doğu Dövüş Sanatları’nı beyaz perdede en iyi şekilde yansıtan IP MAN serisinin son bölümü IP MAN 4:Final’in konusu şöyle: Dövüş sanatını kötüye kullananlara ... 4 1 7-2 0 0 9 D-2 3 8 8-2 0 1 6 Koruma sınıfının hızlı tanınması için renk kodlaması Nahoş kokulara karşı aktif karbon katman Sızıntı olmadan etkin sızdırmazlık D-6 4 1 4-2 0 0 9 D-6 4 2 4-2 0 0 9 CoolMAX™ solunum valfiyle daha kolay soluyun Özel özellikleri olan X-plore 1330 Sep 11, 2020 - Explore Pattie Vitale's board 'youtube beading tutorials', followed by 843 people on Pinterest. See more ideas about Beading tutorials, Bead work, Jewelry tutorials. Kocasının 4 yıl boyunca horlamasını kayda alan bir kadın, bu videoları birleştirerek remix haline getirdi. Kocasının horlamalarını kayda alan kadın, videoda, 'Son dört yıldır kocamın horlamasını kaydettim, yeğenimin yardımıyla özel bir yolla birleştirdim. Tadını çıkarın' diye belirtti. 2020 yılında tatilleri birleştirerek 44 gün izin yapılabilecek 2019'un sonuna yaklaşılan günlerde bir sonraki yıl için şimdiden tatil planları yapılmaya başlandı. 2020 yılında ... Yeni sezon elbise modelleri, Kadın Gömlek ve bluzlar, pantolon, tunikler ve dahası online mağazamızda. Koleksiyonlarımızı keşfedin. 4. sayfa 4 sayısı ÖĞRENME SÜRECİ Öğretmen çocukları masalara alarak önceki günlerde öğrendikleri 4 sayısını tekrar edeceklerini söyleyerek çocuklara noktaları birleştirerek sayıyı tamamla yönergeli çalışma sayfalarını çocuklara dağıtır. Yapamayan çocuklara öğretmen yardım ederek etkinlik tamamlatılır. Hasırcı Grup ve Net Grup sanayideki 50 yılı aşkın tecrübelerini birleştirerek, uzman kadrosu ile esnek ambalaj sektöründe faaliyetlerini sürdürmektedir. Elitflexible, Gaziantep 4.Organize Sanayi Bölgesindeki 100bin metrekarelik arazi ürerine kurulu 15bin metrekarelik modern üretim tesisi ile sektörün öncü firmalarından biri ...

YURT DIŞINDA NASIL ÇIKILIR #1 ÖĞRENCİ

2020.08.15 23:12 yuzenpipi YURT DIŞINDA NASIL ÇIKILIR #1 ÖĞRENCİ

Evet merhabalar sevgili KGB üyeleri ben yuzenpipi ve sizler için bir seri başlatıyorum ve aşağıdaki sorularınıza yanıtlar vereceğim bu seriyi bir süre devam ettireceğim ve her gece ikide bu serinin bir partını atmak kaydıyla devam edecek. Umarım yazdıklarımı okuduğunuzda az da olsa kafanızdaki soru işaretlerini giderebilirim ve bişeyler anlamanızı sağlarım belki de birilerinin fikirlerini değiştiririm. Bu günkü konumuz başlıkta da yazdığı üzere "ÖĞRENCİ OLARAK YURT DIŞINDA GİTMEK VE O ÜLKELERDE YAŞAM KURMAK" adlı konuya bu gün elimden geldiğince değinmeye çalışacağım ve seri boyunca aşağıda da belirttiğim spesifik olarak değişkenlik gösteren sorulara kesin olmayan ama genel yanıtlar vermeye çalışacağım. Umarım beğenirsiniz ve işinize yarar, şimdi başlayalım. Uzun araştırmalarım ve deneyimlerim sonucunda çıkardığım bilgileri sizlerle paylaşıyorum bazı bilgiler için aşağıda yorumlar kısmında sizler için bir kaynakça link haritası olacak oraya da bir göz atmayı ihmal etmeyiniz. yuzenpipi gururla sunar.
  1. "Yurt dışına nasıl çıkılır? "
  2. "Yurt dışına gittiğimizde neler yapılmalıdır?"
  3. "Yurt dışında ne yapılır?"
  4. "Orada sağlık sorunları yaşarsam ilk olarak neye başvurmalıyım? "
  5. "Kur bu haldeyken orada nasıl yaşarım nasıl geçinirim? "
  6. "Dil yok ya da çok iyi değil ne yapabilirim insanlarla nasıl rahatlıkla bağ kurabilirim gitmeden bunu nasıl düzeltebilirim?"
  7. "Orada ya da başka bir ülkede öğrenimimi tamamladım orada yaşamaya nasıl devam ederim?"
  8. "Para nasıl kazanırım?"
  9. "Orada öğrencilere nasıl davranılıyor ya da ben öğrenciyken aldığım reaksiyonlar nasıl olacak alt tabaka gibi görülecek miyim?"
  10. "Gerçekten Türklere ve Müslümanla bir ırkçılık var mı eğer varsa bunun üstesinden nasıl gelirim?"
  11. "Can güvenliğimi kesin olarak sağlayabilecek miyim?"
  12. "Okuldan mezun olduktan sonra hemen iş bulabilecek miyim yoksa uzun bir iş arama serüveni beni mi bekliyor?"
  13. "Uluslararası sertifika/Mavi sertifika/Evrensel sertifika nedir ne işe yarar ne gibi avantajları dezavantajları vardır?"
  14. "Yurt mu ev mi ya da bizim gibi AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarından olan insanlar için yurt avantajı var mı?"
  15. "Ciddi bir kültürel fark var mı?"
  16. "Eğer ciddi bir kültürel fark varsa nasıl rahatlıkla bağ kuracağız püf noktaları nedir?"
  17. "Asimile nasıl olunur? İyi bir şey midir?"
  18. "Bursluluk için hangi sınavlara girmeliyiz Hangi okullar burs veriyor ve hangi şartları yerine getirmeliyiz?"
  19. "Sadece para kullanılarak hangi yolu izlenilerek gidilir orada okula nasıl başlanılır"
  20. "Amerika kıtasında mı yoksa Avrupa kıtasında mı okunmalı ne gibi avantajları var?"
  21. "Neden Türkiye değil?"
  22. "Türkiye ile aralarındaki net farklar nedir? "
  23. "Yurt dışında yaşayacağımız ve bizi baltalayacak sorunlar ne olacak çözümleri genel olarak nelerdir? "
  24. "Bu serüvene kimler katılmalıdır ve kimler galip ayrılabilir?"
  25. "Nelerden uzak durulmalı ve ne gibi kurumlarla bağlantılarımızı asla kesmemeliyiz?"
-Daha çok soru yazılabilir ama bunların yeterli olduğunu düşünüyorum eğer aklınızda kalan extra sorular olursa ben buradayım comment kısmında sorularınızı bana yöneltmenizi istiyorum aşırı bir soru olduğunu düşünüyorsanız özelden de ulaşabilirsiniz. Bu serinin ilgi göreceğini düşünüyor desteklerinizi bekliyorum. Follow atarak da attıklarımı daha hızlı görebilirsiniz. Her neyse soruları cevaplamaya başlayalım.
Evet ilk sorumuzu kendimize sorarak ve cevaplayarak başlayalım. "Yurt dışına nasıl çıkılır?" Yurt dışına çıkmak için bağzı yeterlilillerinizin olması gerekiyor: Pasaport sahibi olmak ülke vize istiyorsa vize almak, bolca para ve muhtemelen ingilizce olmakla beraber o ülkenin vatandaşlarıyla iletişim kurabileceğiniz bir dili bilmek/öğrenmek. Bu soruyu her gün sorup farklı şekillerde yanıtlayacağımdan bu gün öğrenci olarak gitmek konusunda yanıtlıyorum. Yabancı ülkeye Türkiyede okuduğunuz üniversitenin erasmus programına katılarak, yurt dışında okumak için o ülkenin üniversitelerinin yabancı öğrenci için ayrılan kontenjanına burslu girerek ya da para vererek. Bu soruya yeterince zaman ayırdık diğer sorumuza geçelim.
Evet ikinci sorumuzu da kendimize soruyor ve olabildiğince genel hatlarıyla yanıtlamaya çalışıyoruz. "Yurt dışına gittiğimizde neler yapılmalıdır?" Bu soru da her gün sorulacak ve farklı cevaplar verilerek noktalanacak bir soru olduğundan direkt öğrenci olarak gittiğimizde ne yapmalıyız adlı soruya yanaşıyoruz. Şu an Amerika, Almanya, Hollanda, Ukrayna, İtalya, İspanya, Rusya gibi ülkelerde okuyan bir çok yabancı uyruklu öğrenci var. Bu ülkeler en çok yabancı öğrenci çeken ülkeler arasında zirveyi paylaşan ülkeler. Şimdi diyelim ki biz oraya gitme kararı aldık ve burdaki işlemlerimizi tamamladık ardından uçağa bindik ve X ülkesinin Y şehrinin Z üniversitesine öğrenci olarak öğrenim görmek için gidiyoruz ve artık X ülkesinin havaalanındayız. Burdan sonra ne yapmalıyız? Başlangıç olarak konsoloslukla hemen iletişime geçip kendinizi konsolosluğa tanıtmanız gerekiyor ki bir sorun olduğunda size daha kolay yardım edebilsinler. Ardından çok zaman geçmeden üniversitenizle hemen yüz yüze iletişime geçin ve kayıt vs işlemlerinizi tamamlayın ki ileride size ciddi sorunlar doğurmasın. Ardından yurtta kalacaksanız özel ya da üniversitenin yurtlarından artık bakın başvurunuzu yapın (ki bunu daha önceden internet aracılığıyla yapmanız gerekiyor) artık kalacak yeriniz hazırdır. Evde kalmak istiyorum diyorsanız ülke değiştirmeden orada kiralık evlere bakmanızı öneririm ve o ülkede öğrenci statüsüyle ev nasıl kiralanır (bu konuda bilgim yok) konusunu derinlemesine araştırmanızı öneririm. Bu soruyu da yeteri kadar incelediğimize inanıyorum artık diğer soruya geçelim.
Evet üçüncü sorumuza da geldik. Sorumuz "Yurt dışında ne yapılır?". Cevabı çok uzun olmasa gerek. Suça bulaşmadığınız sürece özgürsünüz dikkatli olun çünkü evinizde değilsiniz. Eğer bir suç işlerseniz sınır dışı edilerek rüyanızdan uyandırılırsınız bunu yaşamak istemezsiniz. Uyuşturucudan ve aşırı alkolden uzak durun çünkü muhtemelen hayatınızı mahfedecek unsurlar bunlar olacak
Dördüncü sorumuza da geldik "Orada sağlık sorunları yaşarsam nereye baş vurmalıyım?" Öncelikle çok ciddi bir sorununuz yoksa kendi kendinizi tedavi etmeye çalışın. Ama biz uç noktaları konuşmaya geldik buraya. Tabii ki başlangıç olarak hastaneye başvurmanız ve yabancı uyruklu insan olarak girişinizi yapmanız gerekiyor. Bir sigortanız olmadığı için muhtemelen hastane masraflarınız biraz cebinizi titretebilir. Onun yerine okulunuza rapor verip kaydınızı geçici süreliğine onlineye alarak (her üniversitede olmadığını düşünğyorum online olayının) Türkiyeye geri dönüp burada sağlık sorunlarınızı daha kolay giderebilirsiniz. Tabii konsoloslukla da iletişime geçmeyi unutmayın. Bu sorumuzu da noktalıyor ve diğer sorumuza geçiyorum.
Beşinci sorumuza da gelmiş bulunmaktayız. "Kur bu haldeyken orada nasıl yaşarım nasıl geçinirim?" Evet ne yazıkki Türk Lirası gün geçmiyor ki değer kaybetmesin ama buna kişisel olarak hiçbir müdeahalede bulunamayacağımızdan yapacak bişi olmadığını düşünüyorum. Bu konuda Ukrayna revaçta çünkü 1 Ukrayna Hryvniası 0.27 türk lirası olduğundan ve bu ülkenin para birimi değersiz olduğundan orda biraz daha ucuza yaşarsınız. Güzel kızları ve alkol ucuzluğunun da bağzı yan güzelliklerinden olduğunu söyleyebilirim. Ama ne yazıkki sizin ilgilendiğiniz ev kiraları olsun okul masrafları olsun hepsi dolarla olduğundan yine de paçayı kurtarmış sayılmazsınız. Başka bir ülkede bu serüvene başlayacağım derseniz okul masrafları ve ev kirası konusunda eğer burs almazsanız ailenizden iyi bir maddi destek almanız gerek yoksa başka türlü hayatta kalmanız mümkün değil. Eğer burs kazanırsanız işiniz biraz daha rahatlar diye düşünüyorum aksi taktirde çalışmanız gerekiyor. Çalışmak için de çalışma iznine ihtiyacınız var o da ülkeyle bayağı bir dilekçeleşmeniz ve konsolosluktan yardım almanız manasına geliyor tam olarak nasıl alındığı konusunda net bir bilgim olmadığı için yine destekçiniz google olacak.
Ever altıncı sorumuza geldik hadi bunu da dillendirelim. "Dil yok ya da iyi değil insanlarla nasıl bağ kurabilirim ya da gitmeden nasıl düzeltebilirim" Evet ne yazıkki Türk öğrencilerinin genel problemi senelerce İngilizce dersi gösterilmesine rağmen iki cümleyi bir araya getiremiyoruz. Bu konuda bireysel olarak çabalamazsak, kendimize güvenmezsek ve istekli olmazsak ne yazıkki ne kadar uğraşırsak uğraşalım hep ikinci adımımız boşluğa basacaktır. Neyse hadi lafı biraz toparlayalım Yabancı dil hiç yok nasıl öğrenebilirim? Bu soruya cevaplar yine kollara ayrılıyor bundan dolayı ilk cevabımıza bakalım. Tabii ki çoğu insanın da aklına geldiği gibi dil öğretim kurslarına başvurmak. Bu kurslar ne yazıkki çok ucuz olmamakla birlikte başarısız olma şansınızı da işin içine eklenmesiyle biliniyor ama kendinize güveniyor ve bu konuda başarılı olacağınızı düşünüyorsanız ceplerinizi boşaltmaya hazır olun. Evet bu Dil bilmeme sorununun ikinci bir çözümü de var elbet bu da tabii ki evde kendi kendine öğrenmek. Başlangıç olarak kelime hazinenizi geliştirmeniz gerekiyor bunu da en kolay sözlük ezberleyerek yapabilirsiniz. Tabii ki dil şıp diye öğrenilmiyor çaba istiyor vakit istiyor ve sabır istiyor. O yüzden günde en az iki üç saatlik mesaileriniz için kahvelerinizi hazırlayın. Kelime öğrenmenin binlerce püf noktası var ama ben %99 akılda kalacak olan yöntemi söyleyeyim size, kelimeleri anlamlarıyla birlikte defalarca ve defalarca kez yazmak. Benim önerim bir sayfayı dolduracak şekilde bir kelimeye vakit ve enerji ayırırsanız muhtemelen ölüm döşeğindeyken bile o kelimeyi hatırlayabilirsiniz. Bu çok zor ve uğraştırıcı dediğinizi duyar gibiyim. Kimse kolay olacak demedi zaten unutmayın. Evet şimdi kelime sorununu çözdük ardından grammar dediğimiz cümle kurma sorununa gelelim. Ne yazıkki bu da ezber dışında hiçbir yolu yok ve bunun çözümü de sadece ve sadece pratikten geçiyor. Benim yine sizlere en etkili öğrenme metodu olarak göstereceğim yol defalarca kez cümle kurup bunu yazıya dökmek olacaktır. Grammar sorununu da hallettiğimizi düşünüyorsak artık telaffuz etmeye geldi diyeceksiniz merak etmeyin bunun da çözümü var. Bu kelimeleri yazarken yazmaya başlamadan nasıl telaffuz edildiğini öğrenmeniz ve yazarken sürekli içinizden tekrar etmeniz cümle kurarken de bu sürekli tekrar ettiğiniz kelimeleri birleştirerek kullanmanız sizi telaffuz açısından ileriye taşıyacaktır. Son olarak akıcı konuşmaya dökmek kaldı. Bunun için yine birden fazla yolumuz var ben hepsine değinmeyeceğim fakat bir ikisinden bahsetmeden de geçemem. İlk olarak aynaya karşı konuşmak. Bir aynanın karşısına oturarak kendinize doğru telaffuz etmek kaydıyla sorular yöneltip geri sorular ve cevaplar verirseniz konuşma konusunda ilerleme kat etmeye başlarsınız. İkinci yolumuz ise o dili bilen arkadaşlarımızla oturup sohbet etmek ama ne yazıkki Türkiyede yabancı dil bilen Türk sayısı az ve çoğumuzun böyle bir arkadaşı yok ondan dolayı olanlar kendini şanslı saymalı ve o kişiyle pratikler yapmalıdır. Üçüncü yolumuz para vererek internet üzerinden bağzı yabancı dil bilen hocalarla facetime konuşma gerçekleştirmek. Neden para veriyoruz? dediğinizi hissediyorum bunun sebebi de böyle platformlar olması ve çoğusunun paralı üyelik istiyor olması. Bu soruya çok vakit ayırdık umarım anlaşılır olmuştur.
Yedinci sorumuza geldik bu spesifik bir soru olduğundan kesin cevapları veremiyorum ne yazıkki . Fazla uzatmadan hemen soruya ve cevaplarına geçelim: "Orada ya da başka bir ülkede lisans/yüksek lisans eğitimimi tamamladım orada nasıl kalabilirim?". Evet sorumuz yine aşırı ucu açık olan ve cevapları ülkeden ülkeye değişebilecek bir soru ama biz uzatmadan genel cevapları verelim. Daha net cevaplar arayan arkadaşlar google uygulamasına sorularını yönelterek cevaplarına ulaşabilirler ben sadece burda sistem nasıl işliyor onu anlatmaya çalışıyorum. Neyse biz cevabımıza geçelim. Öncelikle o ülkenin vatandaşı olmak için gereken şartları yerine getirmemiz lazım. Bu şartları yerine getirdikten sonra muhtemelen bir miktar para ödeyerek ya da bir mülk sahibi olarak vatandaşlığı elde edebiliriz. Bunlar zor derseniz çoğu ülkede geçerli olan evlilik yoluyla vatandaşlık alabilirsiniz. Bu konuda yardımcı olan bağzı insanlar var antlaşmalı evlilik yaparak ve üzerine bir miktar para vererek hiçbir nafaka miras ya da mal mülk paylaşımı olmadan yapılıp sonlandırılan evlilikler var ve geçimini burdan sağlayan onca yabancı insan var bu insanlara da başvurarak düşük ücretlere vatandaşlık alabilirsiniz. Ya da birisini severek ve mutlu bir hayat yaşama ümidiyle de bir yuva kurabilirsiniz ve umarım da mutlu bir hayat yaşarsınız. Bir başka seçeneğimiz ise öğrenimimizin sonunda yaptığımız işe bağlı olarak çalıştığımız şirket aracılığıyla da vatandaşlık almak ve yerleşik düzene geçmek mümkün. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar.
Sekizinci sorumuza da geldik. Hadi bu sorunumuza da cevap vermeye çalışalım sorumuz gelsin. "Para nasıl kazanırım" herkesin cevabını rahatlıkla vereceği soruya biz yine de tüm kollarıyla cevap vermeye çalışalım. Öncelikle öğrenciyseniz ne yazıkki çalışma izninizi de daha alamamış olmanız yüksek ihtimalli. Bundan dolayı orada girdiğiniz işlerde size el altından düşük ücretler verecek ve muhtemelen çalışmamızın karşılığını bırakın beşte birini alacaksınız. Eğer bir Türk iş verene geldiyseniz maaşı alamamanız bile olası. Her neyse işlerin biraz daha yolunda gittiğini ve 1300 dolara yakın bir maaş aldığınız bir part time iş bulduğunuzu hayal edelim. Paranızın keyfini çıkarın. Bir başka seçenek sosyal medya üzerinden para kazanmak. Youtube/Twitch gibi platformlardan şansınızı deneyebilirsiniz. Bi de borsacılık var ama anlamadığımdan pek bişey yazamayacağım bu konu hakkında çünkü gerçekten hiçbir bilgim yok bilen arkadaşlar comment kısmına yazabilir borsa hakkında.
Evet hemen dokuzuncu sorumuzu da kendimize yönelterek yazımıza devam edelim. "Orada öğrencilere kötü davranılıyor mu alt tabaka haline geliyor muyuz?" Ülkeden ülkeye değişmek kaydıyla hem evet hem hayır. Türkler size muhtemelen kötü davranacak o yüzden uzak durun Türklerden ve çoğu insana öğrenci olduğunuzu belli etmemeye çalışın emin olun daha rahat edeceksiniz. Bu soru da bu şekilde noktalandı.
Onuncu sorumuzu da kendimize yöneltelim ve cevaplayalım. "Gerçekten Türklere ve Müslümanlara bir ırkçılık var mı üstesinden nasıl gelirim?" Yurt dışına çıkıp bir hayat kurmayı hedefleyen bir çok genç Türkün de aklında olan sorulardan bir tanesi, "ırkçılıkla karşılaşır mıyım?" ne yazıkki bu soru da değişkenlik gösterebildiği gibi evet cevaplarını da vermek mümkün keşke dünyada ırkçılık diye bir şey olmasa değil mi? Ama europa subunda bile Türk insanlarına nefret kusan insanları görebilirsiniz ondan dolayı bu soru bulunduğunuz yerden yere değişir. Almanyada ırkçılık yeme olasılığınız var ama bu muhtemelen Müslümanlığınızdan kaynaklı olacak ama Türklük de etkili bir etmen oluyor yediğiniz ırkçılık konusunda. Müslümanlara yapılan ırkçılığın nedenini az buçuk biliyorsunuzdur diye umuyorum ve zaten uzun olan bir yazıda buna da yer vermek istemiyorum merak edenler ufak araştırmalarla bulabilir. Irkçılığa maruz kalmamak için biraz daha karma toplumların yaşadığı yerleri tercih etmeniz ve ırkınızı dininizi dilinizi heryerde belli etmemenizi şiddetle tavsiye ederim yoksa bu zorbalıktan can tehlikenize kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.
Yazıyı dün gece yarım bırakmıştım yorgunluktan şimdi devam ediyorum. Evet arkadaşlar diğer sorunumuza da gelelim. 11. sorumuzu kendimize yöneltiyoruz, "Can güvenliğimi kesin olarak sağlayabilecek miyim?". Evet bu sorunun cevabı ne yazıkki kesin olarak evet değil. Almanyada ve bir çok yabancı ülkede Türklerin öldürülmesi insanın içinde bir kuşku oluşturuyor ve acabalara yol açıyor. Bu konuda yine yapmanız gerekenler basit ve etkili yöntemler. Birinci adım olarak saçma ortamlara girmeyerek bir miktar kendinizi güvene alabilirsiniz. Uyuşturucu kullanılan ortamlardan uzak durmak gibi mesela. Bir başka adım olarak da ırkçılık görmenizi en aza indirmek için Türk olduğunuzu eğer Müslümansanız da dininizi de saklayarak sadece yakın olduğunuz kişilerle bir sırmış gibi paylaşarak yine zarar görme olasılığınızı azaltırsınız. Ülke değiştirmeden önce gideceğiniz ülkenin gideceğiniz il/semt/ilçe/eyalet/kasaba/köy/mevki artık her ne deniyorsa suç oranı araştırması yapabilir ve kiralayacağınız evin merkezi bir konumda olmasına özen gösterebilirsiniz. Son olarak bir gün içerisinde en az sizleri bir kere arayacak iletişim kuracak yakın dostluklar edinmenizi tavsiye ederim. Zaten ne yazıkki Türkiye'de de olmayan can güvenliğinizi orada da garanti edemiyor hiç kimse. Umarım şanslı olursunuz ve kimse size zarar vermeden yaşar gidersiniz. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar dikkatli olup tedbirli olmak da bizlerin elinde diğer sorunumuza geçmenin vakti geldi.
Onkinci sorumuzda bizi bekleyen önemli bir soru var. Gelecek kaygısından da olsa gerek bu soru için yine net bir cevap yok ama olabilecek en kesin cevapları vermeye çalışacağım. "İş bulabilecek miyim? Çalışabilecek miyim? İş şartları nasıl? Yoksa uzun bir iş arama serüveni beni mi bekliyor?" bu soruyu yabancı ülkeyi bırakın Türkiyede bile bol bol kendimize soruyoruz ne yazıkki. İş bulmak pek kolay değil ve çalışmanın da aynı şekilde kolay olmadığını söyleyebilirim. İş içim yine okuduğunuz bölüm çok önemli ama burgerking'te yerleri süpürerek almanyada 1.700(bin yediyüz) euro kazanmanız mümkün. İş için çok dert etmeniz gerekmiyor yani. Okuduğunuz bölümle doğru orantılı olarak iş seçenekleriniz ve maaş durumunuz değişkenlik gösterdiği gibi yazılımcılık konusunda bayağı etken rol oynayabilir ve yüksek ücretlerde iş bulabilirsiniz. İş bulmak genel olarak şans ve kişilik meselesi olduğundan kendinize güvenin ve iş aramaya şimdiden başlayın. Bu soruya da ayırdığımız vakit bu kadar googleden daha kesin bilgiler öğrenebileceğinizi eminim ki siz benden daha iyi biliyorsunuzdur.
On üçüncü sorumuza geldik şimdi de onu cevaplayalım." Uluslararası sertifika/Mavi sertifika/Evrensel sertifika nedir ne işe yarar ne gibi avantajları dezavantajları vardır?".Uluslararası sertifika, Mavi sertifika diye de adlandırılıyor, her ülkede bu sertifika ile iş bulmanıza olanak tanır. Çoğu Türk üniversitesinden alamadığınız bu sertifikayı Kiev, Cambridge... gibi üniversiteler (yazıyı uzatmamak için daha fazla örnekler vermeyeceğim) mavi sertifika veren üniversitelerdendir. Ukrayna fiyat bakımından biraz daha ucuz olduğundan tavsiye ederim ama ukrayna rüşvetler ülkesi olduğu için bir dersten geçmeniz için iyi bir para vermeniz gerekebilir ve bir çok yanıyla kötü bir ülke ukrayna fiyat bakımından Türk milletinin biraz daha erişebileceği bir ülke oluyor. Araştırmanızı ona göre yapmanız ve Almanya, İngiltere, Hollanda... gibi ülkeleri burs bakımından zorlamanızı tavsiye ederim. Bu sorumuzun da burda cevaplandığına inanıyorum ve diğer soruya geçiyorum.
On dördüncü sorumuz da yine akılları kurcalayan ve acaba derdirten sorulardan olmakla birlikte kesinliği yine belli olmayan bir "Yurt mu ev mi ya da bizim gibi AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarından olan insanlar için yurt avantajı var mı?" Bu sorumuzun çok kısa bir cevabı var. Hem evet hem hayır olmakla birlikte ülkeden ülkeye üniversiteden üniversiteye değişiyor ve bunu da Google ile araştırmanızı öneririm.
On beşinci sorumuza da gelelim hemen. "Ciddi bir kültürel fark var mı?". Soru saçma ya da basit gelebilir ama ne yazıkki kültürel farklar ciddi çatışmaları da beraberinde getirebiliyor. Biz Türk insanları olarak çoğu batı ülkesinden farklı olduğundan bu çatışmaların doğması çok doğal ama bu konuda yine yapacağınız bazı şeyler var. Üniversite seçimini yapacağınız ülkenin yerel kültürünü araştırıp biraz daha hakim olarak oraya gidip çok göze batabilecek hareketleri yapmanızı önleyebilir. Bu sorumuzu da bu şekilde noktalandırmış bulunmaktayız.
On altıncı sorumuzda ise bizi bir önceki sorumuzla alakalı bir soru bekliyor. "Eğer ciddi bir kültürel fark varsa nasıl rahatlıkla bağ kuracağız püf noktaları nedir?" Bu soru yine kısa cevap vereceğimiz uzun uzadıya gitmeyecek sorularımızdan olacak. Bizler Türkiyede büyümüş ve genel olarak Türk ve Arap karışımı örf görenek ve adetlerle yetişmiş ve bunlara alışık insanlar olarak (çevrenizden bunları gördük ne de olsa hep.) orada yabancılık çekmemiz doğal olacak. Bağzı davranışları bize benzemesine rağmen çoğunlukla net ayrımlar yaşayacağımız ülkede kendi örf adet ve geleneklerimizden uzak kalmak zorunda kalacağız. Benim için çok problem değil açıkcası zaten bu şekilde ben yetiştirilmedim ve bunları bilmiyorum ams bu şekilde yetişip gören arkadaşlar için zor ve uzun bir adapte olma süreci bekliyor. Çoğunluğun sizden olmayan yerlere kendi bildiklerinizi götürmeye uğraşmayın çünkü dışlanırsınız benden de bir tavsiye olsun bu. Bu soruyu bence yeterince cevapladığıma inanıyorum diğer soruya geçiyorum.
Diğer bir sorumuz olan On Yedinci sorumuza geldik. Bu sorumuz da yine son iki sorumuzla bağıntılı bir soru oluyor. "Asimile nasıl olunur? İyi bir şey midir?". Öncelikle asimile kelimesinin anlamına bakmak gerekiyor. Bilmeyenler için birebir TDK dan aldığım çeviri aynen şöyle diyor : "Asimile olmak kendi benliğini kaybetmek anlamına gelir. Kendi özünü, kendi yaşam biçimine ket vurup başka benlikleri özümsemek ve onlar gibi yaşamaya çalışmak asimile olmaktır. kendi benliğini, değerlerini, özünü kaybetmektir." yani lafın kısası kendi benliğini yitirip ve kendi milletinin özünü yitirmek anlamına da gelebilir. Asimile olmak belki burda yaşayan ailelerinize göre kötü bir şey olabilir ama siz orada bir hayat kuracak yeni bir sayfa açacaksanız asimile olmazsanız ne yazıkki tam anlamıyla oraya uyum sağlayamazsınız. Çok iyi bir olay olmamasına rağmen bağzen mecbur ve gerekli olabiliyor. Yine sizlere kalmış bir seçenek olacak. Bu sorumuzu da burda noktalayabiliriz. Bu sorumuzu da burda noktalayalım.
Bu soru daha ilgi çekici ve daha önemli olan ve herkesin aklına daha çok takılan bir soru."Bursluluk için hangi sınavlara girmeliyiz Hangi okullar burs veriyor ve hangi şartları yerine getirmeliyiz?" Ne yazıkki herkes bu konu hakkında çok bilgili değil ben yine sizi biraz aydınlatmaya çalışacağım. Unutmayın bu hangi adımları atmanız ve neleri araştırmanız ile ilgili bir seri burada herşey ile ilgili net ve tam bilgiler yok. Sizlere verdiğim konu başlıklarını sizlerin googleden daha derinlemesine araştırmanız gerekiyor. Şimdi sorumuzun cevabına gelelim. Ne yazıkki burs almak o kadar kolay değil her kurum burs vereceği öğrencileri belirlediği kriterlere göre değerlendirmektedir. Bu kriterlerin en başında akademik başarı yer alsa da spor veya sanat alanlarındaki başarılar da burs almak için yeterlidir.
Yurtdışı eğitim bursları son derece rekabetçi olmasıyla bilinir. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce öğrenci bu sınırlı sayıdaki burslara başvurmaktadır. Bu yüzden burs veren kuruma öğrencinin profesyonel kişiler rehberliğinde başvurması kendini daha doğru ifade edebilmesi için son derece önemli oluyor. Burs almak için ihtiyacınız olan şeyleri aşağıda madde halinde yazıyorum.
Öğrencinin gideceği ülkenin dilini biliyor olması,
Akademik başarılar, not döküm belgesi (transkript), sportif başarılar (madalya, sertifika, lisans)
Eğer öğrenci başka bir kurumdan burs alıyorsa, burs aldığı kurumdan neden bursa seçildiğine dair referans mektubu
Niyet mektubuna ihtiyaç var
Burslar konusunda, akademik başarı, spor veya özel yeteneğe dayalı burslar için Amerikan Üniversiteleri daha cömert davranmaktadır. Yüksek lisans ve doktora burslarında Amerika, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda daha çok akademik başarıya dayalı burslarda yoğunlaşmışlardır. Üniversiteler özel bir alanda projesi olan ve/veya akademik kariyer hedefleyen öğrencilere öncelik tanımaktadır. Avrupa ülkelerinde ise üniversiteler burs konusunda öğrencinin, ülkenin dilini ne kadar iyi kullanabildiğine bakmaktadır. Avrupa Birliği Bakanlığı ise Avrupa Birliği alanında yüksek lisans yapmak isteyen öğrencileri burs imkanları sağlamaktadır.Yurtdışında öğrenciler çeşitli maliyetleri karşılamak zorundadır. Hiçbir ödeme yapmaksızın her şeyi kurumun ödemesi genellikle söz konusu değil tabii ki. Ancak yine de Yıllık kırk (40)bin, aylık bin(1000) dolara kadar ulaşan tam ya da kısmı burs imkanlarına eğitim, seyahat, yemek, konaklama ve vize masrafları gibi pek çok konu dahil edilebilmektedir. Ayrıca Amerika ve Kanada’daki pek çok üniversite akademik başarısı yüksek olan lisans öğrencilerine ve mezunlarına ücretli staj imkanları sunmaktadır.
Şimdiyse yurt dışı bursluluk başvuru şartlarına bakıyoruz. Aşağıda madde madde yazacağım. Yurtdışında burslu üniversite okumak isteyen öğrenciler için başvuru sırasında istenen belgeler farklılık gösterebilmektedir. Yine de temel başvuru evraklarını sıralamak gerekirse:
*Başvuru formu *Not döküm belgesi *Diploma *En az iki referans mektubu *Referans mektuplarının yeminli tercüman tarafından yapılmış çevirisi
*Yabancı dil seviyesini gösteren sınav sonuçları
Yine tabii ki şansınızı arttırmak için yapmanız gereken bağzı şeyler hala var. Başvuru sürecinde belgelerinin eksiksiz tamamlanması, son başvuru tarihinden önce gönderilmesi ve iyi yazılmış niyet mektubu başvuru sürecinde en çok dikkat edilmesi gerekenlerdir. Evet biliyorum bu sorunun uzun bir cevabı oldu ama açıklayıcı olduğuna inanıyorum.
Şimdi diğer sorumuza gelelim On Dokuzuncu sorumuzla da devam ediyoruz tabii ki de. Sorumuz ise "Sadece para kullanılarak hangi yolu izlenilerek gidilir orada okula nasıl başlanılır" Bu sorumuz da ilgi çekici bir soru ben yine kısa bilgileri vereyim. Parayla okumak için bir dilekçe yazmanız ve muhtemelen bir şirket aracılığıyla gitmeniz gerekiyor. Bunun için biçilmiş kaftan Ukrayna oluyor çünkü çok çok çok daha ucuz olmasıyla biliniyor bu ülke. Yıllık iki(2) bin dolar($)'a okuyabilirsiniz ve tıptan pilotluğa bir çok bölüm seçebilirsiniz bu konuda sizlere bir çok şirket yardımcı olabilir ve ufak araştırmalarla bulabilirsiniz. Onun dışında bir çok ülkenin üniversitesine para vererek yabancı öğrenci statüsüyle öğrenim hayatınıza başlatabilirsiniz. Bu sorumuzu da bu şekilde noktalıyor diğer sorumuza geçiyoruz.
Yirminci sorumuzu da kendimize yöneltiyoruz. "Amerika kıtasında mı yoksa Avrupa kıtasında mı okunmalı ne gibi avantajları var?". Bu sorunun değişkenlik gösteren cevapları olabilir ama ben sizlere yine de kendi fikrimi söyleyeyim. Bu sorunun cevabı biraz daha objektif kaçacaktır. Avrupada biraz daha kolay yaşayıp iş bulma olasılığınız artacağından sizleri okurken biraz daha maddi refaha eriştirecektir. Avrupanın hava şartları olsun ve Amerika/Kanada gibi ülkelere kıyasla bir tık daha ucuz olmasıyla mutlu edecek olan bir detay olacak ve ulaşımın da daha kolay ve rahat olması da ek bir "+" olacaktır. Şu an daha aklıma gelen bir ek olmadı ama hatırladıkça yorumlara yazmaya çalışacağım. Bu soruyu da noktalıyorum ve diğer soruyu cevaplamak üzere diğer soruya geçiyorum.
Yirmi Birinci sorumuzu da hızlıca kendimize sorup yanıtlayalım. "Neden Türkiye değil?" yani bu soruyu herkesin rahatlıkla yanıtlayacağını biliyorum ama bir iki örnek vererek yanıtlayayım. İğrenç okullar, yurtlar ve yemekhaneleri. Öğrenciye değer verilmemesi ve çoğu öğrencinin okumaya değil sex vs şeyler yapmak için okulları doldurup insanları yanlış yönlendirmeleri. Öğretim veremeyen rektör ve hocalar. Kütüphanesi olmayan koğuştan bozma "üniversiteler" halkın sürekli öğrencileri kazıklayıp herşeyi pahalıya satmaya, kiralamaya çalışması. Hayattan bezdiren bir psikolojik baskı, alım gücünün düşük olması. Ekonomik yetersizlikten iğrenç beslenmek ve mutsuz yaşamak. Üniversite mezunu olduktan sonra bile yüksek ihtimal iş bulamama sorunu yani işsizliğin hat safhada olması. Başınıza saçma bir olay gelip ölmeniz. Her an yaptığınız bir paylaşımdan dolayı hapsi boylamanız. Çoğu üniversitenin uluslararası sertifika verememesi ve daha sayılabilecek binlerce kötü özelliğiyle türkiye okumak için zengin olmanız gereken bir ülke. O yüzden daha fazla uzatmanın manası olmadığını düşünüyor diğer soruya geçiyorum.
Yirmi İkinci sorumuzla devam ediyor lafı daha fazla uzatmıyorum. Sorumuz şöyle "Türkiye ile aralarındaki net farklar nedir? " Daha deminki sorumuzun cevaplarında olabildiğince belli oldu gibi duruyor ama ben yine de ufak bir şekilde sizlere özet geçeyim. Okul statüsünün çok çok yüksek olması, uluslararası sertifika veriyor olması, öğrenciye verilen değerin fazla olması, zengin kütüphanler ve yüksek yaşam standartları Avrupanın/Amerikanın Türkiyeden öne çıkan özellikleri oluyor. Bu kısa soruyu da bitirip diğer bir sorumuza geçiyoruz.
Yirmi Üçüncü sorumuzda ise bizi "Yurt dışında yaşayacağımız ve bizi baltalayacak sorunlar ne olacak çözümleri genel olarak nelerdir? " bekliyor bu sorumuzun da cevapları çok uzun ve ilginç olmasa gerek çünkü çoğumuz bu sorunun cevabını biliyoruz. Kur farkından dolayı ailemizden ya da birikmiş paramız vasıtasıyla gittiğimiz ülkede paramız neredeyse onda birine (1/10) düşüyor. İşin maddi boyutu bir yana (muhtemelen) senelerce birlikte yaşadığımız ailemizden uzak kalmak ve bu uzun okuma yılları içerisinde ailenizden birisini kaybetme olasılığınız psikolojik olarak sizi aşırı yıpratabilir. Kendi benliğinizi mecburen erittiğiniz yabancı topraklarda sizlere ikinci (2.) sınıf insan muamelesi yapmaları da söz konusu olduğu gibi kalbi ve duyguları hassas olan kişiler için zor zamanlar bekliyor olacaktır. Bu sorumuzu da atlattık ve diğer sorumuza geçiyoruz.
Yirmi dördüncü sorumuzda bizleri karşılayan şu soru dikkat çekiyor. Yine kilit bir soru olan bu sorunun cevabı bu yazıyı okuyan herkes için bir dönüm noktası olabilir. "Bu serüvene kimler katılmalıdır ve kimler galip ayrılabilir?" evet bu soruyu başta sorup cevaplamam lazımdı ama ancak sıra geldi diyebilirim. Sorumuzun cevabı basit olacak yine. Unutmayın bu soru öğrencilik için geçerli olduğundan seri boyunca cevabı gelecek sorulardan olacak. Bu serüven için uygun adaylarımız yabancı dili iyi olan, parası olan (aylık bin (1000) dolar kazancı olan (ailesinin ya da kendisinin)), birikmiş parayla gidilecekse ( Ukrayna için bile neredeyse üç yüz bin (300.000) Türk Lirası gerekiyor) yüksek meblağlarda paraya ihtiyacınız olacak. Yaşınız 17den büyük ve tahminimce 28den küçük olmalı ki orada rahat ediniz. Ama kesin bir yaş sınırı yok ben sadece kendi düşüncemi söylüyorum unutmayın. Sabıkanızın olmaması ve iyi bir eğitim başarınızın olması da sizi bu yönde bayağı bir etkileyecek bir husus olacak. Bu soruyu da cevapladık sanıyor diğer sorumuza geçiyorum.
Yirmi Beşinci sorumuza geldik. Buraya kadar geldiysen neredeyse finale gelmişsin demektir. Çok az kaldı biraz daha okumaya devam et ve sonunu getir. Bu uzun yazıyı yazarken olabildiğince imla kurallarına dikkat etmeye çalıştım ve anlaşılabilir yazmaya çalıştım. Eksiklerimin olduğunun ben de farkındayım ama umarım senin için bilgilendirici bir yazı olmuştur. Hadi şimdi sorumuza geçelim "Nelerden uzak durulmalı ve ne gibi kurumlarla bağlantılarımızı asla kesmemeliyiz?" bu sorumuz ülkeden ülkeye değiştiği için sizleri yine yeni bir google sekmesi bekliyor. Ben hızlıca ama gereklileri yazmaya çalışacağım. Türkleri koruma dernekleri gibi dernekler olabiliyor onlarla yine iletişimde olmanız gerekiyor. Okulun müdüriyet kısmıyla Türk konsolosluğuyla ve de polis merkezleriyle iletişiminizi gerçekleştirmeniz ve bir problem olduğunda bu gibi yerlere bilgilendirme sağlamanız lazım. Evet bu soru da burda biterek bu yazının sonuna geliyoruz. Umarım bağzı fikirleriniz yerine oturmuş sizleri bilgilendirmiş bir yazı olmuştur. Daha sorularınız olursa ben buralardayım bana sorularınızı yöneltebilirsiniz. Ben yuzenpipi ve sizlere iyi geceler diliyorum.
submitted by yuzenpipi to KGBTR [link] [comments]


2020.08.15 18:27 kuslokumu Galata Kulesi bünyesinde sürdürülen restorasyon çalışmalarına yönelik çıkan haberler bağlamında, her vatandaş tarafından edinilmesi gerektiğini düşündüğüm bir takım genel restorasyon ilkeleri aktarmak gayesindeyim.

Esenlikler, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, diplomatik ilişkilerdeki istikrarsızlık gibi bir takım siyasi temelli konudan azade malesef fazlasıyla aymaz olduğumuz bir başka önemli konu mevcut: kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması. Üç dört ayda bir önemli bir yapının restorasyonuyla alakalı olumsuz bir gündem oluşuyor, yanlış zeminler üzerinde tartışılıyor, sonrasında yok olup gidiyor. Anadolu coğrafyası birçok bütünleşik kültürün ve bu kültürlerin kadim yapılarının bulunduğu açık hava müzesi durumunda. Fakat ne mevcut eğitim sistemimizde ne de aile içi eğitimde, sahip olduğumuz kültürel değerleri korumaya ilişkin yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Malesef bu konuda herkes bireysel çabalarıyla doğru yaklaşımı geliştirmek durumunda.
Çoğu konuda bolca methettiğimiz Avrupa ülkeleri, 20. yüzyılın başından itibaren kendi kültürel değerlerini korumaya ilişkin bir takım uluslararası tüzükler, bildiriler yayımlıyor. Esefle söylemek zorundayım ki, Osmanlı Devleti dâhi (tarihsel ve teknolojik açıdan geride bıraktığımız bir imparatorluk olması dolayısıyla ''dâhi diyorum, lütfen yanlış anlamayınız.) dâhilindeki ve haricindeki tarihsel yapıları korumaya yönelik çok daha fazla çaba sarfetmiştir. Çok fazla yerleşik bilgi aktarmaktan kaçınacağım fakat Asar-ı Atika nizamnameleri pek çok açıdan, kültürel mirasa verilen önemi ortaya koymaktadır. Restorasyonda, diğer tüm uzmanlıklarda olduğu gibi bazı etik hususlar söz konusudur.
Konu başlığındaki örnekten yola çıkalım. Galata Kulesi'nin restorasyonuna ilişkin videoda tahribata uğrayan yığma duvar, yapının özgün planında hangi noktaya tekâbül ediyor çok anlaşılmıyor. Dolayısıyla yapının özgün duvarı mıdır, dönemsel ek midir bilemiyorum. Fakat şunu söylemek gerekir ki hiçbir tarihi yapının onarımında/restorasyonunda hilti kullanılmamalıdır. Uygulamanın yapıldığı eleman, yapının özgün unsuru olmasa da yapıyla bütünleşik olduğu için, titreşimin yaratacağı tahribat, yapının bütüncül mukavemetini etkileyecektir. Dolayısıyla Kültür Bakanlığı tarafından yapılan ''Yapının özgün duvarı değildi.'' açıklaması malesef sıvamaktan ibarettir.
Ayrıca ülkemizde restorasyon tanımı ''Tarihi bir yapıyı özgün hâline döndürmek, jilet gibi yapmak'' olarak kanıksanmıştır ki bu yaklaşım fazlasıyla yanlıştır. Bir yapıyı, tarihi unsur hâline getiren şey yalnızca zaman değil, zamanın koşullarıyla yoğrulmasıdır (eskimesi, işlev değişikliği sebebiyle veya ek mekân/eleman ihtiyacıyla dönemsel ek alması gibi). Dolayısıyla tarihi bir yapının restorasyon çalışmasına başlamadan evvel yapının tarihi hakkında araştırma yapılır, dönem analizi hazırlanır, hasar analizi hazırlanır ve hângi eklerin nitelikli olup korunacağına, hangi eklerin niteliksiz olup bertaraf edileceğine karar verilir (Yapının bütünüyle uyumsuz olması ya da kullanılan malzemenin yapıya zarar vermesi gibi değişkenler baz alınarak) . Bu söküm işlemi, doğal gaz hattı döşemek için yolu kazarmışçasına yapılmaz. Derin bir titizlik ve el işçiliğiyle, kalifiye elemanlar (restoratör) tarafından yapılmalıdır. Örneğin; çimento katkılı bir harcın kaldırılması veya bir taşın sökülmesi gerekiyorsa kırıp dökmek yerine uygun bir çözeltiyle çürütme işlemi uygulanır. Sonrasında gerekiyorsa ''dikiş'' diye tarif edilen bütünleme işlemi yapılır (bkz: cami kubbelerindeki tuğla dizilerde dikiş). Aklımda o kadar çok örnek var ki, hangi birine değinsem bilemiyorum.
Bir başka örnek olarak Aspendos tiyatrosu restorasyonu... Fazlasıyla eleştirildi, tabii işin içinde estetik kaygı olduğu için fazlasıyla nesnel bir konu değil. Restorasyonda bütünleme kararı almak çok zor bir iş. Genellikle tarihi yapılarda (özellikle de arkeolojik nitelikte olanlarda), yerinde koruma (in-situ) ve yalnızca mevcut parçaları birleştirerek koruma (anastylosis) yoluna gidilir. Bu uluslararası genel-geçerdir. Fakat Aspendos'taki gibi, bir yapıyı yeniden işlevlendirmek (yani kullanmak) yoluna gidiyorsanız, bu imkanı sağlayacak ölçüde bütünleme yapmanız gerekmektedir. Uygulamadan önce de mevcut yapı malzemesinin teknik özellikleri incelenmelidir (yoğunluk-density, tanecikler arası boşluk-porosity gibi). Bu özellikler, bütünlemede kullanılacak olan malzemenin niteliğini ortaya koyacaktır. Ha baktınız ki yapıda küfeki taşı kullanılmış, biz de onarımda küfeki taşı kullanalım diyemezsiniz. Çünkü aradan asırlar geçmiştir ve malzemenin özellikleri değişmiştir. (örneğin küfeki taşı zamanla sertleşir). Dolayısıyla malzemenin mevcut özelliklerine benzer nitelikte bir malzeme seçimi yapılmalıdır.
Çalıştığım bir şantiyede (Sultanahmet Camii), tamamlama yapmak için mevcut küfekinin dayanımına/rengine sahip ve belli bir ocaktan çıkan traverten kullanılmıştı. Hatta ocaktan gelen bazı taşlar, istenilen tonda olmaması sebebiyle geri gönderilmişti. Renk konusuna gelecek olursak bu konuda da yine uluslararası geçerliliği olan bir yaklaşım söz konusudur: eskinin ve yeninin çok keskin olmamak koşuluyla ayrımını sağlamak. Bunun da başlıca sebebi, gözlemcilerin gözünde yanılgıya sebep olmamak ve gelecek restorasyon çalışmalarında yapılacak dönem analizleri için bir dayanak oluşturmak. Aspendos tiyatrosundaki bu renk ayrımı çok keskindi, bu sebeple çok eleştiri aldı. Fakat uzmanların malzeme temini sağlamadan önce malzeme nitelikleri üzerinde araştırma yaptığı, hem bu teknik özelliklere yakın özellikte hem de özgün malzemeye en yakın tonda kireç taşının kullanıldığı yönünde pek şüphem yok. Hem teknik hem de estetik anlamda istenilen malzemenin, ülkemizdeki faal ocaklardan peyderpey çıkarılamıyor oluşunun takdirini size bırakmak istiyorum. Çünkü aynı ocak içerisinde dahi çıkarılan partiler arasında ton bakımından da, dayanım bakımından da büyük farklar olabiliyor.
Tarihi konulara ilgili olanlar varsa ICOMOS, ICCROM, ISCARSAH, ICOM gibi komiteleri ve konsilleri takip edebilir. Bahsini ettiğim ve belli aralıklarla yayımlanan tüzükleri, bildirileri okumak isteyenler için aşağıda bir link* paylaşıyorum. Bu metinlerde yer alan kültürel varlıkları korumaya yönelik yaklaşımların, yalnız uzmanlarca değil her vatandaş tarafından da edinilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak şöyle bir dileğim olacak: lütfen medyada yer alan ve özellikle de bariz bir şekilde olumlu/olumsuz niyet bildiren içerikleri eleştirmeden evvel bilgi sahibi olalım. Galata Kulesi restorasyonunda hilti kullanılmasını eleştiren fakat Bakanlık tarafından ''Zaten özgün binaya ait bir parça değil.'' açıklaması yapıldıktan sonra ''Ha, tamam o zaman.'' diye geri vites yapan bir topluluk gözlemledim. Lütfen kendi muhakememize güvenelim ve gerektiği yerde bilgiyle harmanlayarak daha da savunucu bir tavır takınalım. Hepinize güzel günler diliyorum.
* http://www.icomos.org.t?Sayfa=Icomostuzukleri&dil=tr
** http://www.icomos.org.t?Sayfa=Digeruluslararasibildirgeler&dil=tr
Edit: Linkler
submitted by kuslokumu to Turkey [link] [comments]


2020.08.10 14:05 glutensizbeslenme Hipertansiyon Doğal Tedavisi Var Mı?

Hipertansiyon Doğal Tedavisi Var Mı?
Evet, doğal tedavi hipertansiyonun tedavisine yardım eder. Bu konuda kişinin tahıl, sebze, kuruyemiş, balık ve meyve gibi sağlıklı besinlerle kendisindeki hipertansiyonun tedavisine katkı yapabilir. Kan basıncını düşüren yiyecekler arasından esmer pirinç, kepek ekmeği, tam tahıllı yiyecekler, brokoli, patates ve domates sayılabilir. Kuruyemiş olarak, fındık, badem, ceviz bu konuda önerilen doğal gıda takviyeleridir. Ayrıca meyve konusunda turunçgiller ve muz tüketimi de çok önerilen doktor tavsiyeleri arasında gelmektedir. Sağlıklı bir beslenme programıyla günlük egzersizlerinizi birleştirerek kendinize doğal bir tedavi süreci yaratabilirsiniz.

https://preview.redd.it/7vd3i5w116g51.jpg?width=2048&format=pjpg&auto=webp&s=f45b6a315529a274ef948555adcf3001b78298fa
Ayrıca hipertansiyon doğal tedavi sırasında alkolden uzak durulması da akılda tutulmalıdır. Alkol direk kan basıncını yükseltebildiği gibi, vücutta birçok olumsuz etkileri de vardır.

#Hipertansiyon, #Hipertansiyondoğaltedavi,
submitted by glutensizbeslenme to u/glutensizbeslenme [link] [comments]


2020.06.12 19:26 karanotlar Max Stirner'in “Saplantısı” Ludger Lütkehaus'un Tamyetkin Hiç'inde Stirner'in Yaratıcı Hiç'i H. İbrahim Türkdoğan

Max Stirner'in “Saplantısı” Ludger Lütkehaus'un Tamyetkin Hiç'inde Stirner'in Yaratıcı Hiç'i H. İbrahim Türkdoğan
https://preview.redd.it/06kx6mfjki451.jpg?width=960&format=pjpg&auto=webp&s=be7955a8cd79b101446f7823a8c3cc621e304f32
Karen Swassjan: “Artistik olmayan bir tarz, kaba, bazen coşkulu – neden olmasın; ama yine de keskin ve tutarlı, Hegel'in eski bir öğrencisine yakışır bu ayrıca. Stirner, iki bin beş yüz yıllık değerlerin görkemli sarayının taşlarını bazen bir köstebek gibi, bazen bir koç gibi, özensiz oluşundan ve estetik gösterişsizliğinden rahatsız bile olmadan teker teker param parça ediyor. Nihai amacı Nietzsche ile tamamen örtüşür; ama Nietzsche zarif aforistik kılıcını çekiç olarak kullandığını sanırken, Stirner'in elinde gerçek bir çekiç var. Nietzsche'nin eserinden son izlenim: Hiç üzerine kuru gürültü.” 1
Giriş
Varlık denilince, hemen ardından onu Hiç takip edecektir; düşünsel olarak ya da sözcüğe dönüşerek. Varlık ve Hiç sonsuza dek ayrılamayan tek çifttir. Ve bu çiftlerden biri “iyi” öteki “kötü”dür, her çiftte olduğu gibi. Varlık iyiliğin sembolü olarak kutsanırken, Hiç'e kötülüğün tüm özellikleri yüklenmiştir. Latince kökenli Hiç sözcüğü (“nihil”), iyi-kötü çatışmasında kısa sürede “nihilizm” (hiççilik) olarak dünya sahnesine çıkmayı başarmış ve insanlığı kökünden sarsmıştır.
Nihilizmle ilgili binlerce kitap mevcut, Batı felsefesinde önemli ama vahim bir yer alan bu konu her düşünürün ilgisi kapsamındadır. Kaçınılmaz bir zorunluluktur onunla ilgilenmek, kimileri için de içli-dışlı olmak. Yine de düşünsel ve psikolojik bir doyum bulmak neredeyse olanaksızdır bu konuda. Ancak Ludger Lütkehaus başyapıtında bambaşka bir yetiyle çıkar okurun karşısına; nihilizmin üstesinden gelme derdi yoktur onun, tersine, üstesinden gelmeye çalışanların felsefesini temel alarak kendi felsefesini yaratır: Nihilizmi tamamlamak; aşmak değil, (tam) yetkinleştirmek. Evet bu kitap tamamlanan nihilizmin düşünsel ve psikolojik hazzını sunar okura. Hiç'e bulaşmış hiçbir filozof, hiçbir düşünür ve şair gözardı edilmez bu eserde.
Adı: Hiç. İlk alt başlık: Varlık'a veda. İkinci alt başlık: Korkunun sonu. 766 sayfalık veda ve bu vedanın getirisi olan korkunun sonu. Demek ki: Vedanın sonu huzurdur. Doğrusu, bu sayfa sayısı çok değil, hatta az bile. Ama kitabın sonuna geldiğinizde, “tamamdır, noktayı koymuş yazar, dahası yok” dedirten bir eser. Ayrıca Lütkehaus'un Giordano Bruno, Schopenhauer, Nietzsche, Mauthner, G. Anders gibi önemli filozoflar üzerine değerli çalışmaları olan ve bu tür çalışmalarından dolayı çeşitli ödüller alan çok yönlü bir edebiyat bilimci ve filozof olduğunu vurgulamak istiyorum.
Metnimin adından anlaşılacağı gibi konumuz gereği yalnızca bir düşünürü ele alacağım bu kısa incelememde, tüm kitabı işlemek hem konumuzun kapsamını aşar hem de neredeyse olanaksız bir uğraş olur. Ayrıca Türkçesi olmayan bir kitap hakkında yazmak da ayrı bir sorun olurdu. Türkçe çevirisi olmadan yıllarca Stirner üzerine yaptığım Türkçe çalışmalarımdan biliyorum. Yine de Lütkehaus'un bir özkıyım felsefesi sunmadığını, tersine, yaşamın Hiçsel heyecanını tatmamızı ve tadarken ne kadar rahatlayacağımızı mizahi diliyle açıkladığını vurgulamak istiyorum.
Paradoks
“Biricik ve Mülkiyeti” (BvM, 1844) yayımlanır yayımlanmaz “Stirner'in saplantısı”ndan da söz edilmeye başlanır. Özellikle dönemin düşünürlerinden Franz Szeliga, Biricik’in “her yerde hayalet görme ilkesiyle karşılaştırılması halinde, tüm hayaletlerin hayaleti olduğunu” ileri sürmekle dikkat çekmişti. Stirner, Szeliga'ya gerekli yanıtı vermişti. (“Stirner'in Eleştirmenleri”, 1845). Lütkehaus'un iddiası ancak başka ve bana daha tutarlı, daha mantıklı geliyor.
Hiç'i düşünmek. Her sözcüğün bir içeriği olması gerektiğine göre Hiç'in de bir içeriği olmalıdır. Ancak Hiç nasıl düşünülebilir ki? Olmayan bir şeyi düşünmek neredeyse olanaksız. Bu kontekstte Tanrı kavramını da düşünebiliriz bir an. Olmayan bir şeyin kavramı: Tanrı. Ancak bu bir inanç. Dolayısıyla herkes her şey yükleyebilir Tanrı kavramına. Ancak Hiç kavramıyla böyle ilgilenemeyiz. Hiç, bir inanç kavramı değil, bir felsefe kavramıdır. (Fizikteki Hiç kavramını metin dışı dutuyorum). Böyle olunca da filozof, konuya başlar başlamaz temel bir sorunla yüzleşecektir. Ve içinden çıkamayacağını da bilir. Dolayısıyla her filozof kendi düşünsel ve psikolojik yapısına göre bir Hiç kavramı betimlemeye çalışır.
Stirner bir Hegel öğrencisi olup onun felsefesi üzerinden kendi felsefesini yarattığına göre ve ayrıca Lütkehaus'un sunduğu konstekste bağlı kalmayı anlamlı bulduğum için, Hegel ile başlamak yerinde olur.
Hegel Hiç'i düşünür, henüz içeriksiz bir Hiç, içerik yükleyeceği bir Hiç. Nedir bu Hiç? Hegel, okuru hayretlere düşürecek şekilde Hiç'ten yaratıcı bir güç elde etmeye çalışır. Yaratmak var olan bir şeyden türetilir, dolayısıyla kaçınılmaz olarak Varlık kavramı üzerinden bunu başarmaya çalışır. Hegel öncelikle bu iki kavramı eşdeğer bir biçimde ele alır. Bir tür Sokrat'ın Maiutik (doğurtuculuk) yöntemini kullanmak zorunda kalır: iki eşit kavramı birleştirerek, “evlendirerek” bir yaratımda bulunmak ister. Lütkehaus, ironik dilini kullanarak bu birleşmede kimin anne kimin baba olduğunu Hegel'in bize ifade edemediğini de iletmekten geri kalmaz.
Yalnızca düşüncede var olan Hiç'in (ens rationis), yaşamsal bir Hiç'e (ens reale) dönüşmesi için Varlık-Hiç çiftin doğurması gerekiyor. Evet, Hiç'in varlığı sadece düşüncede, tasavvurda, konuşmada vb. mevcuttur; varlığına bu “olgularda” sahiptir sadece. Bu nedenle de Varlık'tan farklıdır. Kendi-için Varlık değildir –Hiç.
Işığın yokluğu olarak karanlık, sıcaklığın yokluğu olarak soğukluk gibi Varlık'ın yokluğu olarak algılanırsa Hiç, o zaman Hiç'i Hiç olarak algılamış olamayız; ışığın, sıcaklığın, soğukluğun vb. yokluğu olarak algılamış olururuz sadece. Bunlar belirli olumsuzlamalardır ve olumsuzlamalarsa relatiftir. Hegel ama bizzat Hiç'i, Hiç'in kendisini düşünmek ister.
“Arı Varlık” kavramından yola çıkarak “arı Hiç”i tanımlamak ister. Kendiyle eşit: tamyetkin içeriksizlik, tamyetkin ilişkisizlik, tamyetkin belirlenimsizlik. Bu Hiç, daha sonra “değilleyen Hiç” olarak ifade bulmaya çalışan Heidegger'in Hiç'inden bağımsızdır; Hegel'in Hiç'i değillemez. O artık arı'dır. Işıksızlık ve sıcaksızlık gibi etiketlerden arındırılmıştır. Eksik'iği yoktur. Tam'dır; tamyetkin boşluktur. Hegel'in dinsel ve düşünsel soy bilimi açısından bunun Budizm'deki gibi bir “mutlak ilke” olduğunu söyleyebilsek de Hegel'in Hiç bilimi ontolojik bir yön alır. Hiç'e uyguladığı belirlenim ya da belirlenimsizlikle “arı Varlık”la eşdeğer kılar Hiç'i. “Arı Varlık ve arı Hiç demek ki aynıdır.”2 Bu tanımlama Gorgias'ın nihilist sofizmi anlamında arı Varlık'ın arı Hiç olarak ortaya çıkacağı yorumuna açık kapı bırakır. Hatta Hıristiyan “ışık metafiziğini” yeniden yorumlamayı gerektirir.
Arı ışık ile arı karanlık karşısında hiçbir şeyin görülemeyeceğini kaydetmek gerekir. Demek ki arı ışık ve arı karanlık bir ve aynı şeylerdir. Burada oluşan soru: Varlık ve Hiç iç içeleşirken ortaya çıkacak olan nedir? İkisinin “evliliğinden” doğacak olan nedir? Lütkehaus'a göre Hegel'in Hiç'i hiç de Hiç değildir; yani iddia edildiği kadar arı Hiç değildir; ona göre Hegel daha çok Hıristiyanlığın “Hiç'ten Hiç doğar” (ex nihilo nihil fit) ilkesine karşılık “Hiç'ten bir şey doğar” (ex nihilo aliquid fit) ilkesini ileri sürmek için bu soyutlamaları kullanır. Aksi takdirde ikisinin birleşmesinden “bir şey” nasıl oluşabilecekti ki? Demek ki, arı Varlık'ın arı Hiç'le birleşmesinden söz ederken alttan alta, sezdirmeden Varlık Hiç'i içine çekecek, ya da onun içine sızacak; onu bir araç olarak kullanacaktır. İki kavramı soyutlayarak yaratmak isteyen Hegel, neticede ikisini birbirinden ayırmak zorunda kalır. Ona göre Varlık var olacaksa, belirlenimli olmalı ve soyutluğunu geride bırakmalıdır. Hegel'e göre herşey herşeyden soyutlanabilir. Varlık soyutlanırsa, geriye “sadece Hiç kalır.” Hiç soyutlanırsa, geriye “Hiç kalmaz, Varlık kalır.” Lütkehaus haklı olarak Hegel'in bu analizlerinden yola çıkarak “daha fazla çelişkili olunamazdı” diyecek ve yadsıdığı Hıristiyanlığı kendine özgü diyalektik yöntemle kavramlaştırmış olduğunu vurgulayacaktır.
Causa Sui
Arı Varlık ile arı Hiç'in “yaratımı” üzerinden Stirner'in yaratıcı Hiç'ini analizlemeye ve Lütkehaus'un Stirner'de saptadığı “saplantıyı” incelemeye başlayabiliriz. Hiç, Stirner'in Biricik'i ve Kendi-olan'ıyla iç içedir. Lütkehaus, Stirner felsefesinin tanımını yaptıktan sonra hiç gecikmeden eleştirisini de kesin bir yargıyla ortaya koyar.
“Yaratıcı babanın oğullarından biri, Max Stirner”, “Hiç'in yaratıcı gizlerini” çekinmeden açığa vurur. “Kilisenin yeni nihilist şarkısıyla eserini açar ve kapatır: “Ben meselemi Hiç'e bıraktım.” Goethe'den aldığı bu tümceye “eklememiz gereken tek şey Gothe'nin sevinç” çığlığıdır: “yaşasın!” 3
Lütkehaus Stirner'den çeşitli alıntılar yaparken Hiç kavramı bağlamında Jacobi, Fichte, J. Paul, Schopenhauer, Bonaventura, Sartre, G. Benn'e yer yer göndermelerde bulunur; her birinin Hiç versiyonuna bu bölümde kısaca değinirken Stirner “yargısına” hazırlar kendini.
Tanrı'yla birlikte tüm nominaları öldüren “Stirner'in Ben'i” Tanrı'nın ve “eskimiş insanlığın” (G. Anders) “yerine geçer.”
Stirner, “Hiç ile Herşey'in mistik çaprazını [Verschränkung, dolanıklık] kafası üstüne öyle oturtur ki, 'Biricik', gizemcilik tarafından yadsınan 'Kendi-olma'nın 'Herşey'in Hiç'i' olabilsin; kendisi 'Herşey'de Herşey' olsun diye. Bu Hiç arı Hiç değildir, bizzat en belirli, relatif olan, evet, bir yıkıcı Hiç'tir. Bu nedenle ama boş değil; daha çok yeni bir Demiurg, kendinin yaratıcı 'Biricik'i olarak kendini içinden yaratan bir yaratıcı Hiç. Bunun için de sadece tüm 'kaçıklıklardan', geleneğin tüm fetişlerinden, tüm 'yüksek' varlık ve değerlerden kendini kurtarması gerekiyor. Ve oluşturduğu vakumu da kendisiyle dolduracaktır.”4
Bu nihilist yıkıcılığı Stirner ve Hegel'den önce anti-nihilist eleştirmenler de söz konusu etmişlerdi. Özellikle Fichte'nin Ben-idealizmine karşı Jacobi'nin alaylı bir üslupla dile getirdiği “imha ederek yaratmayı öğrendim” sözü meşhurdur. İdealizm adı altında gizlenen nihilist belirtiler Ben ve Hiç kavramları üzerinden biçimlendirildiği bu tartışmalardan anlaşılmaktadır. Benzeri şekilde nihilizm tartışmaları 20. yüzyılda da sürmüştür, özellikle varoluşçuluk kapsamında ileri sürülen “insanın sadece bir taslak oluşu” (Sartre) ve bu taslağı insanın biçimlendirebileceği düşünceleri nihilist öğelerden beslenir. “Biricik'in”, kendini bir “taslak” olarak hazırlaması için Kendine geri dönüş yapması gerekir, ya da başka ifadeyle; Kendini kazanabilmesi için relatif Hiç'ine dönüş yapacaktır. Lütkehaus: “Biricik bunun ücretini ödemeye de hazırdır.”5 Stirner: “Kendine-sahip-olan, Biricik'te yaratıcı Hiç'e, doğduğu yere geri döner. Benden yüce her varlık, ister Tanrı olsun ister insan, Biriciklik duygumu zayıflatır ve ancak bu bilincin rüzgarı karşısında sönüp gider. Meselemi Kendime, şu Biricik’e bırakırsam, o zaman meselem kendi yaşamını kendisi tüketen geçici ve ölümlü bir yaratıcının meselesi olur ve diyebilirim ki: Ben meselemi Hiç’e bıraktım.”6
Lütkehaus, Stirner'in kitabının son paragrafını oluşturan bu tümcelerden yola çıkarak Stirner'in, her adlandırmanın Biricik'i herkesle aynı ölçekle ölçülebilen yapacağından dolayı Kendini belirleme ve adlandırmalardan sakındığını vurgular. “Zamanından önce bir varoluşçu” Stirner, aynı zamanda da “tekbenci yöntemlerle devam ettirilen negatif teoloji”nin temsilcisidir. “Nasıl ki Aristo'ya göre birey 'ineffabile', söylenemez ise, 'Biricik' de adlandırılamazdır: özelliksiz bir adam (dişil Biricik yok). Sadece 'her şeyi' yadsımada biçim kazanıyor Biricik.”7 Evet, hatta daha dikkatli incelersek, “Biricik'in korku saçan 'boşluk' gibi Hiç” olduğunu görürürüz, “kendini yaratarak bu boşluğu doldurduğunu ileri sürse de; çünkü boşluk sadece kendinden Hiç'e bir şey kazandırmaz. Ama tek bir belirlenim tüm koşullarda geriye kalıyor, o da yadsımadır, bir yadsımadır ki bizzat 'Biricik'e karşı koyar: o 'herşey gibi' kendini tüketecek olan 'ölümlü' bir Biricik'tir. Eğer Stirner meselesini Hiç'e yani Kendine bıraktıysa, 'her anlamda Hiç'e bırakmıştır', ama 'başlangıcın yaratıcı ateşi ile değil, bizzat sonun kesinliği ile.'” 8
“Ama Biricik'in bilincinin güneşi bu karanlık karşısında da sönmüyor. Meselesini Hiç'e bırakma istenci değişmiyor, 'yaşasın'! Bu onun bizzat kendi Hiç'idir, öyle inanıyor.” Ne var ki “hiç farkında olmadan, ansızın, yadsıdığı teolojik 'saplantılardan' biri ortaya çıkıyor: 'causa sui kavramı'.”9
“Kendinin nedeni”; “kafası üzerine duran Tanrı'yı [...] ayakları üzerine dikmek.” “Hiç'e, tüm dünyayı olmasa da (dünya Stirner'in umurunda değil), [...] Biricik'in dünyasını kazandırmak isteyen Ben'in monoteizmi.”10
Stirner böylelikle “Hegel'in Hiç'ini bireysel bir güce dönüştürmek” için bir “araç” olarak kullanıyor.
Sonuç olarak Stirner, “daha büyük risklere girmeksizin meselesini Hiç'e bırakabilir, eğer bu Hiç yaratım öyküsünün bir devamı ise ve kendinin tekil yaratıcısı olarak en eski atalarının mirası olduğunu kanıtlarsa.”11
Sonuç
Lütkehaus'un kitabının temel konusu, her filozofun Hiç'i aşmaya çalıştığı ama kendisinin Hiç'i aşmaya çalışmadan tamamladığı, tamyetkinleştirdiği iddiasıdır. Bu bağlamda “causa sui” kavramı üzerinden de Stirner'in Hiç'in üstesinden gelmeye çalıştığını ifade ediyor. Yukarda da söylediğim gibi Hiç'le cebelleşen her filozof, kendi psikolojik yapısına göre bir düşünsel Hiç “kuramı” çiziyor.
Stirner'in yaratıcı Hiç'i, Lütkehaus'un ileri sürdüğü gibi bir “saplantı" mı? Eğer Batı felsefesi geleneği içinde incelersek, üstelik buna Hıristiyanlığın yaratım öyküsünü de eklersek, o zaman Stirner'in Hiç'ini “atalardan” miras kalan bir düşüncenin, yaratım düşüncesinin” devamı olarak görebiliriz. Mainländer'in Hiç'i yaşamı ölüm olarak algılar, bu durumda yaşama “evet” demiyor; yaşamı ölümle (özkıyımla) sonlandırıyor. Peki, ama yaşama evet denildiğinde Hiç sorunu yukarda Hegel tanımlamasında gördüğümüz gibi bir paradoks olarak karşımıza çıkıyor ve başedilemiyor. Peki: Lütkehaus Hiç'i aşmadığına göre nasıl tamamlıyor? Lütkehaus eserini şöyle bitiriyor; konumuz gereği önemli olan kısmı aktarıyorum; “Hamlet, tamyetkin [tamamlayıcı] bir nihilisttir: Varlık ve Hiç'i umursamaz. Çünkü:
Hiç hiçtir.
Hiç'ten hiçbir şey kurtulmaz.
'Hiç'te' hiçbir şey yok olmaz.
Hiç hiçtir.
Tamamen hiçbir şey.
Hiçbir şey.”12
Hamlet'ten bağımsız olarak algıladığım bu Hiç tanımı, evet, bana bir Hiç tamamlaması olarak yansıyor. Aynı zamanda ikinci tümce, yani “Hiçbir şey Hiç'ten kurtulamaz” tümcesi Stirner'in Hiç'ini aşabilecek derecededir. Bence Lütkehaus bu tümceyle Stirner felsefesinden çarpıcı bir sonuç elde edebilirdi.
Başka ifadeyle: Stirner'in “Hiçbir şey Benden üstün değildir” tümcesini aşan tek şey: Hiç. Hiç, –en üst. Hiçbir şey Hiç'i aşamaz. Bu nedenle: Hiçbir şey Hiç'ten üstün değildir. Ama Stirner'in, kendisini yaratıcı bir Hiç'le özdeşleştirdiğini de unutmamak gerekir. Stirner'in yaratıcı Hiç'ini tarihsel olarak Lütkehaus gibi yaratım öyküsüne bağlıyorum ama sadece tarihsel anlamıyla. Felsefi anlamıyla durum farklı: “Kendine-sahip-olan, Biricik’te yaratıcı Hiç’e, doğduğu yere geri döner.” Stirner'in tümcesinde Ben ve Hiç'in eşdeğer olduğunu görmemek olanaksız. Bu durumda Ben, Biricik'e göre Hiç'i yaşayacaktır. Stirner'in tümcesi bunu içerir. Demek ki: Causa sui, yani Kendinin nedeni kavramını Stirner'in yaratıcı Hiç'ine uygularken, bu kavramı skolastik düşünürlerin ve Leibniz'in yorumlarından farklı ele almamız gerekiyor; Stirner'in Hiç'i ne ontolojik bir ifadeye yer verir ne de metafizik bir algıya.
Stirner, Batı felsefesiyle cebelleşirken doğal olarak onun tarihsel bir kalıntısı olarak devam edecektir ama onunla bütünleşmek için değil, onu yıkmak için. Ve yıktıktan sonra da Kendini, Biricik'ini Hiç'in belirlenimsizliğiyle doğuracaktır. Bunda bir saplantı göremiyorum ben. Swassjan'ın analizi oldukça yerinde: “Stirner, iki bin beş yüz yıllık değerlerin görkemli sarayının taşlarını bazen bir köstebek gibi, bazen bir koç gibi, özensiz oluşundan ve estetik gösterişsizliğinden rahatsız bile olmadan teker teker param parça ediyor.” 13 Kendini doğuran Biricik belirlenimsiz bir Hiç'te adsız olarak yaşayacaktır.
Son olarak Lütkehaus'un iki “yan değinisine” değineceğim. Lütkehaus'un “dişil Biricik yoktur” analizi bana yanlış geliyor. Öncelikle: Almancanın dil yapısı gereği Stirner’in Biricik’i erildir, felsefi yanıyla ne dişildir ne eril, hatta nötr bile değildir. Gramer-üstü ve dil-üstüdür. Lütkehaus da bunun farkında olduğuna göre, Stirner felsefesinin içeriğinden dolayı bu tümceyi kullandığını düşünüyorum (Lütkehaus tümcenin açılımını yapmıyor). Stirner'in Biricik'inin içeriği ise daha çok “eşeysiz” bir yapıya sahiptir. Bu “tanımlama” Stirnerin kendi eserlerinde mevcuttur. “Biricik ve Mülkiyeti” eril, dişil, nötr ve eşeysiz okunabilir. Hiçbir cinse, türe vb. öncelik tanımıyor Stirner. Bu bağlamda Stirner'in şu sözü yerindedir: “Ben Kendimin cinsiyim, normsuz, yasasız ve örneksizim.” (Norgunk, s. 164-165).
Lütkehaus'un Stirner analizinde değinmek istediğim ikinci “yan değini” zevksiz bir sorun içeriyor. Eserlerini değersediğim ve Stirner analizini güçlü bulduğum Lütkehaus, bir noktada diğer eleştirmenlerle aynı basit hatayı yapıyor. Stirner'den yer yer gelişigüzel “bireyci anarşist” diye söz eder. Bu görüşünü temellendirse, en azından temellendirmeye çalışsa, bir iddia olarak ciddiye alabilirdim, ama ne yazık ki eskiden beri gelişigüzel söylenen bu sözü gelişigüzel söylemesi Lütkehaus'un analitik yaklaşımına gölge düşürüyor.
(Tüm çeviriler: Hit)
1Karen Swassjan: Nietzsche – Versuch einer Gottwerdung. Am Goetheanum 1994, s. 175-176.
2G. W. F. Hegel: Ludger Lütkehaus: Nichts. Haffmans Verlag, 1999, s. 658.
3Lütkehaus, a. g. e., s. 661.
4Lütkehaus, a. g. e., s. 662.
5Lütkehaus, a. g. e., s. 663.
6Lütkehaus, a. g. e., s. 663. Norgunk, s. 334.
7Lütkehaus, a. g. e., s. 663.
8Lütkehaus, a. g. e., s. 663-664.
9Lütkehaus, a. g. e., s. 664.
10Lütkehaus, a. g. e., s. 664.
11Lütkehaus, a. g. e., s. 664.
12Lütkehaus, a. g. e., s. 758.
13Swassjan, a. g. e., s. 175.
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.25 10:57 LuHuLu_ Oyun İncelemesi:Kerbal Space Program

Kerbal Space Program ya da daha çok bilinen adıyla KSP, sandbox bir uzay-keşif oyunudur. Bu oyunda, parçaları LEGO® gibi birleştirerek kendi roketlerinizi yapıp başka gezegenleri/ayları keşfedebilir, yine aynı şekilde uçaklar yapıp gezegenleri keşfedebilir, hatta kendi arabanızı bile yapabilirsiniz. Oyunda astronot/denek olarak yeşil uzaylılar bulunmaktadır.
Grafik Kalitesi:Özellikle 1.9 güncellemesiyle iyileşmiş olup kötü bir GPU ile de çalışabilir düzeydedir.
Optimizasyon:Oyun Unity ile yapıldığından optimizasyonu da güncellemeler ile değişmektedir, ancak ben bu incelemeyi yazarken gayet iyidir.
Bağımlılık:Eğer uzay ile ilgiliyseniz/roketleri seviyorsanız/uçakları seviyorsanız bu oyuna bağımlı olma ihtimaliniz gayet yüksek. Eğer üç şartı da karşılıyorsanız bu oyun size göre.
Fiyat:Oyun her ne kadar güzel olsa da fiyatı bana göre biraz fazladır, ancak indirimler bol bol oluyor, indirimi bekleyin.
Bilgisayar Gereksinimleri:Ben şahsen kötü bir Laptop ile çalıştırdım ve gayet iyi, 50 fps oynanıyor. Siz de büyük ihtimal çalıştırırsınız.
Hikaye:Sandbox oyunu olduğu için hikayesi yok.
Mod Desteği:Steam Atölyesinden mod inmiyor, ama internetten kolaylıkla mod indirilebilir. Modlar için olan linkleri yorumlara atıcağım. Bu oyuna benim puanım ise: 8,5/10
submitted by LuHuLu_ to turkishgamenetwork [link] [comments]


2020.05.21 15:37 EkolFxforex Ekolfx

Ekolfx
Ekolfx, Ekol Global Markets, Ekolfx, Finansal piyasaların en tecrübeli ve eğitimli kadrosu ile müşteri memnuniyetini teknolojik Ekolfx, altyapısıyla birleştirerek global piyasalarda kurumsal yönetim ilkelerini tamamen benimsemiş, sektör lideri olarak hizmet vermektir. Ekolfx, Çevrimiçi ECN brokeri EkolFx, müşterilerine yıllardan beri döviz, emtia ve borsada 1. Katman likiditesine erişim sağlıyor. Ekolfx, Tüm büyük döviz çiftleri ve çapraz kurlar, petrol, değerli metaller, borsa endeksleri, mavi fişler ve en büyük set cryptocurrency çiftleri EkolFx'te işlem görebilir.
EKOLFX SİTE GİRİŞİ ***
EkolFx, güçlü bir üne sahip, yüksek teknolojili, güvenilir bir ECN brokeridir. Ekolfx, Müşterilerimiz, 35 küresel dilde yüksek hızlı işlem yapabilmek için güvenli ve kullanıcı dostu bir çevrimiçi platformdan yararlanabilir ve Ekolfx, fiyat grafiği analizi için pek çok yerleşik araca erişim sağlayabilir. En popüler ticaret platformu MetaTrader 4/5 hayranları da bunu kullanabilir.

Forex Reklam iletişim : [email protected]

Forex Reklam iletişim : [[email protected]](mailto:[email protected])

EkolFx ile alım satım yapmak demek: yüksek performanslı platform, Ekolfx, düşük dalgalı spreadler, talep etmeden pazar uygulaması, profesyonel yardım ve özel analitik materyallere ve sinyallere erişim Ekolfx, demektir.

https://preview.redd.it/dfvzq1slf4051.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=213a801f0b4ffd407873dd851f5960685c4dda55
submitted by EkolFxforex to u/EkolFxforex [link] [comments]


2020.05.20 17:20 glutensizbeslenme LAND ROVER YEDEK PARÇA KAYSERİ

LAND ROVER YEDEK PARÇA KAYSERİ

LAND ROVER YEDEK PARÇA KAYSERİ

Gaye Otomotiv giderek büyüyen yapısı ile Türkiye’nin her yerine üstün hizmet anlayışını ve müşteri memnuniyetini götürme amacıyla ülkemizin her yerinden erişilebilirliğini koruma çabasında. Kayseri Land Rover yedek parça veya İstanbul Land Rover yedek parça denildiği zaman akla gelen ilk isim olmak Gaye Otomotiv açısından büyük bir onur ve gurur kaynağıdır. 60 Yıllık tecrübesi ile Gaye Otomotiv müşterilerine en kaliteli hizmeti verme amacıyla çıktığı bu yolda emin adımlarla birinci sıraya yükselmekte. Aranılan üstün ve kaliteli hizmetin Gaye Otomotiv aracılığı ile Türkiye’nin her köşesine yayılması Land Rover düşkünleri için adeta bir hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyor. En kaliteli yedek parça ve aksesuarların arayışına düşen Range Rover sevdalıları resmen ayaklarına gelen bu hizmet ile aradıklarını anında ve güven ile temin edebilecekler.

https://preview.redd.it/749azqu5txz41.png?width=500&format=png&auto=webp&s=72298e3bfa52963e43b9f1b4deef88040e92af00

ÜSTÜN HİZMET ANLAYIŞI

Yıllardır Gaye Otomotiv’in sunmuş olduğu üstün hizmet kriterlerini yakalamaya çalışan birçok firma ortaya çıkmıştır ama bu kriterlere titizlikle uyan sayılı firma arasında olan Gaye Otomotiv yılların vermiş olduğu tecrübe ile günümüz teknolojisini birleştirerek aynı üstün hizmetine Land Rover yedek parça teminatına internet üzerinden devam etmekte. Aracınız için aradığınız yedek parçanın bir telefon ötenizde olmasının vermiş olduğu rahatlık ile aracınıza içiniz rahat bir şekilde binecek ve her yolculuğunuz sizin için daha keyifli olacaktır.

Her Duruma Uygun Yedek Parçalar ve Aksesuarlar

Yüksek çeşitlilikteki ve miktardaki stoku ile Gaye Otomotiv her türlü ihtiyacınıza yönelik Range Rover yedek parça teminatında ilk tercihiniz olacak. Piyasada bulunması en zor olan parçaları bile orijinal olarak bünyesinde bulunduran Gaye Otomotiv 60 yıl boyunca sektörde itibarını korumanın vermiş olduğu güven ile hiç tereddütsüz size en iyi hizmeti sunacaktır. Sadece yedek parça değil Range Rover’ınız için her türlü aksesuarı da bünyesinde bulunduran Gaye Otomotiv aracınız ile ilgili hayal edilebilecek her türlü ihtiyacınızın en üst düzeyde hizmet ile karşılanacağı sayılı, seçkin firmadan birisidir. Aracınıza eklemek istediğiniz vinç, askı aparatı, panjur takımı ve dahası sadece birkaç tık uzağınızda.
Kaynak : https://www.gayeotomotiv.com/tblog/land-rover-yedek-parca-kayseri-74.html
#landroveryedekparca #ankaralandroveryedekparca
submitted by glutensizbeslenme to u/glutensizbeslenme [link] [comments]


2020.05.19 22:17 protasarim002 Mobil ve SEO Uyumlu Website Tasarımı, Kurumsal Web Tasarım ve E-ticaret, Sosyal Medya Tanıtım Hizmetleri, SEO Hizmetleri, Adwords Hizmetleri, Yazılım Geliştirme Hizmetleriniz İçin Hemen Arayın

📷
Profesyonel Website Tasarımı

MOBİL UYUMLURESPONSİVE WEBSİTE TASARIMI

DETAY
Arama Motoru Optimizasyonu

PROFESYONELSEO HİZMETİ

DETAY
Firmanızı İnternete Taşıyın

E-TİCARETSİSTEMİ

DETAY
Dijital Pazarlama

ADWORDS VE SOSYAL MEDYAREKLAM HİZMETİ

DETAY
Mobil Uygulama İle Akılda Kalın

MOBİL UYGULAMAHİZMETİ

DETAY
Kurumsal Kimlik Hizmetleri

LOGO, KARTVİZİTBROŞÜR, REKLAM TASARIMI

DETAY

Uygun Fiyat

📷Fiyatlarımız uygun ve ucuzdur, böylece herkes hizmetlerimizi kolayca kiralayabilir. Herhangi bir gecikme olmadan her zaman hizmetinizi alarsınız.

Verimli

📷Web tasarım, Seo, Web geliştirme ve İçerik yazımı vb. Konusunda verimli ve uzmanız. Hızlı ve verimliyız. Uzmanlarımız sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak.

Yenilikçi

📷Yenilikçiyiz ve en yeni araç ve teknikleri kullanıyoruz. Web sitenizi başkalarından farklı kılmak için her zaman yeni fikirlerimiz var. Sipariş verin ve profesyoneller dünyasına gelin.

Bir Sorunuz Var mı?

📷Hizmetlerimizle ilgili bir sorunuz varsa, istediğiniz zaman bizimle kolayca iletişime geçebilirsiniz. Tüm hizmetlerimiz için sizi ağırlıyoruz. Sorguları çözmek için 7/24 hizmetinizdeyiz.

Uzmanlarımız

📷Web sitenizi modaya uygun ve farklı kılmak için profesyonel geliştiriciler ve tasarımcılar ve Seo uzmanlarımız var. Farklı fikirlerle yaratıcıyız.

Memnuniyet

📷Taleplerinizi dinliyoruz ve en iyi uzmanlıkla cevap veriyoruz. Tamamen tatmin olana kadar siteniz teslim edilmeyecektir.

Yenilikçi Yaklaşım

📷Sorunlarınızı çözmek için her zaman yeni yaklaşımlar ve teknikler ile geliyoruz. Yenilikçiyiz ve her zaman yeni fikirlerle geliyoruz.

Sürekli Günceliz

📷Seçtiğiniz siteyi yapmak için pazardaki son trendler ile yakından irtibat halindeyiz. Sitenizi En İyi Arama Motorlarında görünür hale getireceğiz.
Neyi Bilmediğiniz Hakkında Hiç Bir Fikriniz Yok - Elon Musk
Web Sitesi Yaptırırken Bir Bilene Danışın
İşlerimizden

FLORİST GÜLÜM ÇİÇEK

E-Tİcaret - Çiçekçi
📷

BURSA EKOL KOLEJİ

Web Tasarım
📷

ADIYAMAN İLK HABER

Haber Sitesi
📷

TD REHBER - ALO TÜRKİYEM

Firma Rehber Portalı
📷

KAGİ OTOMOTİV

Web Tasarım
📷

DAĞDEVİREN HOME TEKSTİL

E-Ticaret
📷

TOZAN LİFT

Web Tasarım
📷

GÖKSU MİMARLIK

Web Tasarım
📷

GAZİANTEP DÜNYA CAM BALKON

Web Tasarım
📷

FACELİFT ASANSÖR

Web Tasarım
📷

SAFVAN TURİZM

Web Tasarım
📷

MANTOLAMA YAPTIR

Web Tasarım
📷

HAKKIMIZDA

Protasarım Hakkında.

KİMİN İÇİN ÇALIŞIYORUZ?

Müşteri Odaklı Çözümler
Değişen ve gelişen dünyada teknolojiyi Protasarım olarak yakından takip ediyoruz ve müşterilerimiz için en iyi hizmeti sunmak için çalışıyoruz.

NE İŞ YAPIYORUZ?

Nelerle Uğraşıyoruz?
Web Yazılım, Web Tasarım, Adwords Reklam Yönetimi, SEO, E-ticaret, Sosyal Medya danışmanlığı gibi birçok profesyonel hizmet veriyoruz.

AMACIMIZ NE?

Neyi Amaçlyoruz?
Kurumsal ve bireysel web çözümlerimiz ile sizlere kesintisiz hizmet vermeyi amaçlamaktayız.

PROFESYONEL EKİP

Uzman Kadro
Konusunda uzman profesyonel kadromuz görsel tasarimları inovatif fikirleri ile birleştirerek sizlere sunuyoruz.
Web dünyasinda ürettiğimiz yüzlerce basarılı proje ile büyüyen bir aileyiz, sizlerde bu aileye katilmak için bizimle irtibata geçebilirsiniz..
📷
Mobil ve SEO Uyumlu Website Tasarımı, Kurumsal Web Tasarım ve E-ticaret, Sosyal Medya Tanıtım Hizmetleri, SEO Hizmetleri, Adwords Hizmetleri, Yazılım Geliştirme Hizmetleriniz İçin Hemen Arayın

İLETİŞİM BİLGİLERİ

[[email protected]](mailto:[email protected])
09:00 - 17:00
Banka Hesap Numaralarımız
TASARIM VE KODLAMA UĞUR TAŞ ©2018
submitted by protasarim002 to u/protasarim002 [link] [comments]


2020.04.21 20:56 cinbilgisinfo Qin Shi Huang: Çin Tarihinin Zalim İmparatoru

Qin Shi Huang: Çin Tarihinin Zalim İmparatoru

https://preview.redd.it/itz30960x7u41.png?width=740&format=png&auto=webp&s=527a72d46d2b115c8f6137661e47896dc4757759
İlerleyen dönemlerde bütün Çin’i birleştirerek Çin tarihi içerisindeki ilk imparator olacak olan Qin Yengzheng, MÖ 246 yılında henüz 13 yaşındayken tahta çıkıyor. Yaşı daha küçük olduğu için devlet işlerine babasının da veziri olan Lü Buwei bakıyor. Ancak MÖ 238 yılında, 20’li yaşlara geldiğinde yönetimi devralıyor ve annesi ile bir ilişki yaşadığı iddia edilen Lü Buwei’i sürgün ediyor. Yeni vezirlerini ise Wei Liao ve Li Si olarak belirliyor. Qin Shi Huang yönetimi devraldığı zamanlarda Çin, Savaşan Beylikler adı verilen bir kaos dönemini yaşıyor. Bu dönemde Çin topraklarında Qin Hanedanlığının dışında Han, Wei, Chu, Yan, Zhao ve Qi Hanedanlıkları da var ve bütün bu hanedanlıklar iktidar için birbirleriyle savaşıyor. İktidar yarışı içerisinde olan bu yedi beylik tarihte “Yedi Güçlüler” olarak da anılıyor. İlgisini çeken arkadaşar yazının devamını buradan okuyabilirler
submitted by cinbilgisinfo to KGBTR [link] [comments]


2020.04.09 20:02 cinbilgisinfo Cengiz Han: Avucunda Kan Pıhtısıyla Doğan Lider Sor Bana!

Cengiz Han: Avucunda Kan Pıhtısıyla Doğan Lider Sor Bana!
Cengiz Han
Cengiz Han; Çin’in kuzeyinde yaşayan ve köklü bir millet olan Moğolların adını tüm dünyaya duyurmuş bir komutan, Moğol İmparatorluğunun kurucusu ve hükümdarı. Asıl adı Timuçin (Temuçin), “demirci” anlamına geliyor ve babası Yesügey tarafından konuluyor. Timuçin ismi, Yesügey’in baba olmadan hemen önce esir aldığı bir Tatar kabilesi reisinden geliyor. Timuçin, 12. yüzyılın sonunda başlayan ve 10 yıldan fazla süren savaşlar sonucu 1206 yılında bütün Moğol kabilelerini birleştirerek Moğol İmparatorluğunu kuruyor. Bu başarısından sonra “Güçlü(Büyük) Hükümdar” anlamına gelen Cengiz Han ismiyle anılmaya başlıyor. Burada birçok kişinin merak ettiği “Cengiz Han Türk mü?” sorusuna da cevap vermiş oluyoruz. Türklerle yakın ilişkiler kurmuş olsa da, Cengiz Han Türk değil, bir Moğol. “Cengiz Han kimdir?” sorusuna yanıt verdiğimize göre onu daha yakından tanımaya başlayabiliriz
Yazının devamına ulaşmak için http://www.cinbilgisi.com/cengiz-han-kimdi
submitted by cinbilgisinfo to sorbana [link] [comments]


2020.04.06 21:47 cinbilgisinfo Cengiz Han: Avucunda Kan Pıhtısıyla Doğan Lider

Cengiz Han: Avucunda Kan Pıhtısıyla Doğan Lider

https://preview.redd.it/f5bixl5e49r41.jpg?width=800&format=pjpg&auto=webp&s=4f1261e71062bd8e3ef2007f552bed0fd04062e4
Cengiz Han; Çin’in kuzeyinde yaşayan ve köklü bir millet olan Moğolların adını tüm dünyaya duyurmuş bir komutan, Moğol İmparatorluğunun kurucusu ve hükümdarı. Asıl adı Timuçin (Temuçin), “demirci” anlamına geliyor ve babası Yesügey tarafından konuluyor. Timuçin ismi, Yesügey’in baba olmadan hemen önce esir aldığı bir Tatar kabilesi reisinden geliyor. Timuçin, 12. yüzyılın sonunda başlayan ve 10 yıldan fazla süren savaşlar sonucu 1206 yılında bütün Moğol kabilelerini birleştirerek Moğol İmparatorluğunu kuruyor. Bu başarısından sonra “Güçlü(Büyük) Hükümdar” anlamına gelen Cengiz Han ismiyle anılmaya başlıyor. Burada birçok kişinin merak ettiği “Cengiz Han Türk mü?” sorusuna da cevap vermiş oluyoruz. Türklerle yakın ilişkiler kurmuş olsa da, Cengiz Han Türk değil, bir Moğol. “Cengiz Han kimdir?” sorusuna yanıt verdiğimize göre onu daha yakından tanımaya başlayabiliriz
submitted by cinbilgisinfo to KGBTR [link] [comments]


2020.04.04 00:38 muglawebtasarim48 Muğla Web Tasarım

Müşterilerinizin işletmenizin web sitesini vitrin olarak gördüğünü biliyor muydunuz? Biz siz ve işletmeleriniz için dijital ortamda daha iyisini yapmak için çalışıyoruz. İşletmenizi hafızalara kazımak için hayalinizdeki tasarımlar ile yaratıcılığımızı birleştirerek en iyisini yapmak için çalışıyoruz, çalışıyoruz, çalışıyoruz! Siz tasalanmayın diye biz profesyonelce tasarlıyoruz.
Muğla Web Tasarım, Sosyal Medya ve SEO Ajansı
submitted by muglawebtasarim48 to u/muglawebtasarim48 [link] [comments]


2020.03.31 12:31 uzunth istanbul ankara nakliyat

İSTANBUL ANKARA NAKLİYE FİRMALARI
Şehirler Arası Nakliyat Ve Taşımacılık Yapan Firmamız Senenin 365 Günü Tüm Türkiyeye Hizmet Vermektedir.Verdiği Hizmetler Arasında Nakliye Ambarı ,Parça Yük Taşıma,Parsiyel Ambar,Evden Eve Nakliye, Kamyon,Kamyonet,Tır,Kırkayak Gibi Nakliye Araçları Tedarik Bulunmaktadır.
Teslimat yeri aynı yol güzergahı üzeri olan ambar yüklerini birleştirerek hem nakliye fiyatını düşürüyor hemde daha hızlı sevkiyat yapmaktayız.
istanbul ankara nakliyat
submitted by uzunth to u/uzunth [link] [comments]


2020.03.28 08:37 crowingcock Şikeci Piç Tsubasa ve takımı

tsubasa izlerken dikkatimi çeken, belki de kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceği ilginç bir olay.
nankatsu takımı,1982 yılında ilk ve orta okullar arasında düzenlenen ulusal turnuvada şike yapmıştır. turnuva, 6 takımdan oluşan 8 grubun bulunduğu, grup aşamasından oluşuyor. ve her grubun ilk iki takımı nakavt aşamasına geçiyor.
yani toplamda 48 takım katılıyor bu turnuvaya. ancak sadece 12 takım elemelere kalabiliyor. yani klasik; son 16, çeyrek final, yarı final, final şeklinde.
nankatsu ilk gruba, yani ölüm grubuna düşüyor.
meiwa- hanawa-osu gibi takımlar var gruplarında. her takım toplamda 5 maç oynuyor, iç saha dış saha yok gibi görünse de nankatsu, meiwa dışındaki tüm maçları kendi iç sahasında oynuyor.
meiwa, ilk maçta nankatsu'yu 7-6 tokatlıyor. ve nankatsu diğer tüm maçlarını kazanarak grubu ikinci bitiriyor.
ve grup şu şekilde sonlanıyor:
meiwa - 13 puan
nankatsu- 12 puan
hanawa-10 puan
hanawa, yani tachibana kardeşler yalnızca nankatsu'ya 3-2 yeniliyor, nankatsu'nun yenildiği meiwa gibi güçlü bir takımla deplasmanda 5-5 berabere kalıyor. sadece tek maçlarını daha dış sahada oynuyorlar, ve hikmetse bunlardan biri de nankatsu'ya yenildikleri maç.
iki şaibeli deplasman ve kaybedilen 4 puan. tachibana kardeşler nankatsu ile berabere kalmayı başarsa gruptan ikinci çıkacaklar. zira, nankatsu 10 puanda kalacak, hanawa 11 puanda olacaktı.
diğer grupları araştırdım ancak hemen hemen hiçbir bilgi yok denilebilir diğer takımlar hakkında. ancak üçüncü grubun lideri furano ve dördüncü grubun lideri musashi diğer dikkat çeken takımlar arasında.
son 16'ya kalan takımlar listelenen şekilde:
furano kawazoe musashi sannomiya meiwa maebashi nankatsu kasai yonago shinjou hitachi naniwa
meiwa'nın finale kadar olan sonuçları:
son 16/ meiwa-maebashi 10-0
çeyrek final/ meiwa-kasai 7-0
yarı final/ meiwa-furano 3-2
nankatsu'nun finale kadar olan sonuçları
son 16/ nankatsu-naniwa 5-1
çeyrek final/ nankatsu-shinjou 7-0
yarı final/ nankatsu-musashi 5-4
meiwa'nın oynadığı furano kendi grubunun birincisi, nankatsu'nun oynadığı musashi'de kendi grubunun ikincisi.
meiwa, kendi grup birincisini yarı finalde güzel bir oyunla, en azından skor tatmin etmese de yenmeyi başarıyor.
nankatsu, ise kendi grubunu ikinci bitirmiş, sannomiya, hitatchi gibi çerez takımları tokatlayarak yarı finale gelmiş, şanslı musashi'yi göte balığa 5-4 yeniyor.
ve tahmin edersiniz ki finalde meiwa ve nankatsu karşılaşıyor. şimdi takımların kadro üzerinden maç analizini çıkarmak istiyorum.
nankatsu'nun kadrosuna bakalım:
----------------------- genzo wakabayashi------------------------ ------------kishida - nakayama- takasugi -ishizaki---------------

--------------------------iwami---izawa--------------------------

------------------------------misaki----------------------------
-------kisugi--------------tsubasa----------------------taki-----
güçlü bir kadro, ancak defans hattı ve liberolar çok zayıf. misaki, tsubasa ve wakabayashi dışında elle tutulur adam yok.
gelelim meiwa'nın kadrosuna:
----------------------- ken wakashimazu------------------------

------------takagi - nagano- ishii -kawagoe---------------

------- sakomoto----- enomoto------hori------------- ------------------------------sawada----------------------------
---------------sawaki ----------hyuga---------------------------
meiwa'nın dizilişi ise hemen hemen bu şekilde. orta saha ağırlıklı, atak futbolunu seven, pasa dayalı bir futbol mantığı hakim meiwa'da. pek defans yapmazlardı, zira kalecileri genzo'dan bile daha iyi olan wakashimazu idi.
finali maçı toplamda 16 bölüme yaydırılmış, 17-8 dakikalık bölümlerden oluşarak tam 4 saat sürmüştür.
bu maçta üç pozisyonda kendi arasında çekişme, rekabet barındırmaktadır.
kaleciler: genzo wakabayashi/ ken wakashimazu
orta saha: taro misaki/ takeshi sawada
forvetler: tsubasa ozhora/ kojiro hyuga
aslında futbol maçı mıydı, yoksa flashbacklerden oluşan ruhani bir aydınlanma ritüeli miydi bilemiyorum. ama, kayıtlarda ulusal şampiyona final maçı diye geçmektedir. o yüzden maç olarak nitelendiriyorum.
oğlum maç öyle bir maç ki, nankatsu'nun üç yıldızı da sakatlandı. hatta wakabayashi zaten yeni sakatlıktan çıkıp maç kadrosuna alınmıştı, bu maçta hyuga'nın hayvani şutları yüzünden tekrar sakatlandı.
karate disiplini ile yetişmiş, fantastik hareketleri ile ünlenen wakashimazu meiwa'nın çöp defansını tek başına toparlasa da, misaki ve tsubasa'nın yeteneklerine daha fazla dayanamayarak gol yedi. ancak, golü misaki ve tsubasa'nın güçlerini birleştirerek topa aynı anda vurması sonucu yedi.
ilk devre skoru: 1-0
ayı boğan hyuga, wakabayashi'yi basit şutlarla geçemeyeceğini anlayınca, kaleye yaklaşmaya çalışır. allah allah nidalarıyla nankatsu surlarına dayanan, meiwa sağlı sollu ataklarla kaleyi yoklamaya başlar. ancak, ataklardan yılan wakabayashi hyuga'nın sert şutunu sektirir ve dön top hyuga'ya gelir ve hyuga topu kafasıyla ağlarla buluşturur.
skor 1-1
ikinci yarının ortalarına doğru misaki, tsubasa sakatlanır. hayvan oğlu hayvan meiwa orta saha oyuncularının, deli gibi pres yapması sonucu bitkin düşerler. hyuga'nın hayvani güçlükteki şutlarına uçmaktan yorulan wakabayashi'nin ise sakatlığı nükseder. zaten bu üç oyuncu dışında hiçbir sike yaramayan çöplerden oluşan nankatsu iyice orta sahada top kaybeder, defansında açık verir hale gelmiştir. hyuga, fırsat bu fırsat deyip yerden pis burunu dayayarak skoru 2-1'e getirir.
maçın bitmesine çok az bir süre kalmıştır. hyuga, yumruğunu havaya kaldırır ve cengiz özkan'dan ben bir gerçeğe bel bağladım türküsünü söylemeye başlamıştır. zira, hyuga bu turnuvayı kazanırsa toho futbol akademisi'nde sporcu bursu alacaktır. tam her şey harika giderken, nankatsu'nun bok ettiği korner vuruşunu yakalayan wakashimazu, hemen hızla topu hyuga'ya götürür. tüm hücum hattıyla meiwa sahasına yığılan nankatsu atağa ileride yakalanır. hyuga, r1 tuşunu kökleyerek son sürat kaleye doğru koşar ancak, yarı sahada wakabayashi'nin geldiğini fark etmez ve topu kaptırır. wakabayashi topu misaki'ye şişirir, misaki topu tsubaya çevirir ve tsubasa golü yazar skor 2-2'ye gelir.
nihai skorun 2-2 olması sonucu maç uzatmaya gider. omzundan, çeşitli yerlerinden sakatım diye 5 bölüm beynimizi siken tsubasa beyimiz gayet akrobasi ve çeviklik getiren rövaşata vuruşuyla skoru 3-2'ye getirir. hyuga ve wakashimazu çıldırır, topla tüfekle topyekün nankatsu surlarına dayanırlar. tam, hyuga skoru eşitleyecek derken, misaki topu çizgiden çıkarır ve kafayı kalenin direğinde patlatır. arkadaşının, kafasının patladığın gören tsubasa cinnet getirir ve kim var kim yok çalımlayıp, kaleciyi de geçerek skoru 4-2'ye getirir.
ve finali nankatsu 4-2 kazanır.
affedersiniz de bu maçın şikeli olduğunu görmeyen, gitsin de gözlerini bir kontrol ettirsin. oğlum ikinci yarının ortalarına doğru 3 eleman sakatlanıyor. devre aralarında tsubasa'nın yanına doktor gelip habire sıvı enjekte ediyor. misaki desen kim bilir maça çıkmadan ne aldı. wakabayashi desen maça sakatlıktan dönerek çıkıyor, hyuga'nın bilmem kaç km hızındaki şutlarıyla tekrar sakatlığı nüksediyor ama 4.5 saat maç oynuyor, bana mısın demiyor lan.
hyuga, wakashimazu 11 kişiye karşı mücadele ediyor bu maçta. sawada, tam bir hayal kırıklığı. onun dışındakiler zaten bırakın futbol oynamayı, futbol sahasına çıkmaları bile yasaklanmalı.
meiwa bu nankatsu piçlerini grup aşamasında tokatlaya tokatlaya geçtiler. onda da tsubasa ve piçleri tamamen şansa gol atıp farkı eritmişlerdi. halbuki skor 7-6'dan çok daha farklıydı.
tsubasa'nın kişisel antrenörü roberto ne dedi bu maça çıkmadan? ''bak koçum bu maçı alırsan seni brezilya'ya götürürüm, alamazsan oturur bu mallarla maç yapmaya devam edersin'' dedi.
ee, tsubasa nankatsu'yu sikine mi takıyor oğlum. tamamen kendi şahsi menfaatini ve kariyerini düşünmek için bu çöplere katlanarak, takımda kaldı. pas vermez, takım oyunundan anlamaz, habire en çok golü ben atayım derdinde.
devre arasında, doktor diyordu ki ''bak aslanım, bu omuzla, bacakla top oynamaya devam edersen bu maçta, bacağını eline alır yürüyemezsin''dedi. ee o kadar acl sakatlığı, bilmem ne sakatlığına rağmen adam 50 metreye çıkıp rövaşata golü attı. sonra düştü kalktı hiçbir şey oynamamı gibi oynamaya devam etti.
demek ki tsubasa; ya advil aldı, ya da başka bir yasak doping maddesi kullandı. misaki, wakabayashi'ye de tembihledi bakın kardeşim bu maçı alamazsak, ben brezilya'ya gidemeyeceğim falan dedi. sawada ile hasım olan misaki, wakashimazu ile hasım olan wakabayashi kendi intikamlarını göz önünde bulundurarak kabul etti ve hepsi yasaklı madde kullandı, o yüzden ağrılardan sızılardan, sakatlıklardan etkilenmeyerek meiwa'nın annelerinin hak sütü gibi kazandıkları maçı 4-2 kaybetmelerine neden oldular.
tsubasa ve nankatsu piçleri yargılanmalıdır..!
submitted by crowingcock to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.20 13:26 ariston-servisi Bornova Vestel Servisi & Tamir 0232 344 19 89

Bornova Vestel Servisi & Tamir 0232 344 19 89

Bornova Vestel Servisi Telefon Numarası

Bugün Anadolu'nun dört bir yanına gururla hizmet sunan Vestel ürünlerini ülkemizin her yanına sunmuş ve ürünler için teknik servislikler kurdurmuştur.Bugün Vestel servisleri ikiye ayrılmakta olup biz özel servis olarak hizmet vermekteyiz.İzmir'de kurulmuş Vestel Televizyon Servisimiz genel merkezi İzmir'de bulunup İzmir'in tüm ilçelerinde arıza-bakım-onarım işlemlerini alanında uzman kadrosu ile yürütebilmektedir.Donanımlı servis araçları ve son teknolojik arıza çözümünde yardımcı cihazları ile siz değerli tüketicilerimize aynı gün içerisinde servis hizmeti sunabilmektedir.Yıllardan bu yana edindiği özgüven ve tecrübe ile uygun fiyat ve kaliteyi tek çatı altında buluşturan ekibimiz sunduğu tüm hizmetlerde 1 yıl garanti imkanı sunarak müşterilerinin memnuniyetini en üst seviyede tutmayı hedeflemektedir.Kurulduğu ilk günden bugüne başarı çıtasını her zaman dik tutan firmamız bugün istatistik verilere göre günlük servis kapasitesini arttırmakta ve her geçen müşteri portföyünü genişleterek teknik destek sunmaya devam etmektedir.
Bornova Vestel Servisi

Vestel Televizyon Servisi

Özellikle 1980'li yıllardan sonra hayatımızdaki rolü artan televizyonlar günümüz yaşamının büyük bir bölümünde önemli bir yere sahiptirler.Güncel olaylar hakkında bilgi edinememizden günlük izlediğimiz belgesel ve dizilere kadar birçok noktada televizyonlardan faydalanmaktayız.Son yüzyılın en büyük buluşlarından olan ve insan hayatına yeni bir perspektif getiren bu aletler zaman ile birlikte gittikçe değişiyor ve yadsınamaz derecede hızla gelişerek her geçen gün yeni tasarımlar ve buluşlar ile karşımıza çıkıyor.İlk yıllarda renksiz televizyonlar ile vakit geçirirken süreç renkli televizyonlara kaymış daha sonra uydular ve birden fazla kanallar ile televizyona bakış açımız değişmiş adeta günlük hayatımızda ayırdığımız zaman daha da çok artmıştır.Sonra daha da ince tasarımlar ile LCD veya LED gibi modeller ile tanışmış sonra da HD kavramı ile netlik oranında büyük bir başarı yakalayarak geçmiş teknolojisini günümüze aktarabilmişizdir.Artık 4K televizyonlar ile yayınların yapıldığı bu dönemde artık televizyon her haneye girmiş ve elektrikli ev aletleri sektöründe en sık tercih edilen cihaz olmayı başarmıştır.Özellikle bu sektörde yakaladığı başarı ile dikkatleri üzerinde toplayan Vestel Televizyonlar bugün Türk halkı tarafından sıkça rağbet edilmiş ve satış konusunda oldukça başarı göstermiştir.Smart Tv özelliklerinden yayın netliğine kadar birçok konuda başarılı olan Vestel Tvler günümüz teknolojisini geçmiş ile birleştirerek siz değerli tüketicilere hizmet vermeye devam etmektedir.Lakin bazı durumlarda cihazınızın çalışma performansı pek istediğiniz gibi olmayabilir.Eğer televizyonunuz "kapandıktan sonra açılmıyor,vestel tv ekran kırılması,ekranda çiziklerin olması,televizyonun açılmasının uzun sürmesi,vestel televizyonun yarısı gösteriyor yarısı göstermiyor,televizyon bir süre sonra kapanıyor,vestel tv ekranda yatay çizgiler var,tv bir zaman çalıştıktan sonra ses kalıyor ekran kararıyor,vestel plazma tv açılmıyor,vestel led tv açılmıyor,vestel lcd tv açılmıyor,televizyon ekranında karıncalanma,vestel tv çalışırken ısınıyor,televizyon kendine kendine kanal değiştiriyor ses veriyor ve kapanıp açılıyor,televizyondan yanık kokusu geliyor" gibi arıza nedenleri ile televizyonunuzun çalışmasından memnun değilseniz ve İzmir'de kısa sürede alanında deneyimli teknisyenlerden teknik servis talebinde bulunmak istiyorsanız Bornova Vestel Televizyon Servisi'ne web sayfamızda bulunan "Hızlı Ara" butonundan kısa sürede ulaşabilir teknik servis kaydı oluşturarak servis talebinde bulunabilirsiniz.
Kaynakça:Bornova Vestel Servisi
Bilgilendirme:Firmamız sektöründe "özel servis" olarak teknik destek hizmeti sunmaktadır.Kullanılan tüm materyaller ilgili firmalara aittir.
submitted by ariston-servisi to u/ariston-servisi [link] [comments]


2020.03.19 13:35 MutatedAlgorithm Türkyeri Birleşik Erkyurtları

Bütün Türk halkları tek bir çatıda toplandı! Turancıların hayali gerçek oldu!
Harita: https://i.redd.it/gc477qfjlk021.png
Ulusal Bayrak: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/89/Flag_of_the_Turkic_Council.svg/800px-Flag_of_the_Turkic_Council.svg.png
Başkentler: İstanbul (Yasama), Bakü (Yürütme), Sivastopol (Yargı)
Resmi Dil: Tamamen Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce kelimelerden arındırılmış, TDK'ya bağlı, grameri oldukça basitleştirilmiş (özellikle sessiz yumuşaması gibi karmaşık kurallar), yeni bir İstanbul Türkçesi (ki zaten İstanbul Türkçesi, Türk dünyasının çoğunluğunda Türk dizilerinden vs. dolayı genel olarak biliniyor). Tüm Türk dünyası ve etki alanındaki diğer halklar okulda bu dili öğrenecek ama evde kendi lehçelerini veya dillerini konuşabilecekler. Bu dilin adı Türkçe olacak.
Ulusal Marş: Tanrı Türk'ü Korusun
Ulus: Türk
Hükümet: Anayasal hukuk devleti; İstanbul, Bakü ve Sivastopol arasındaki iletişimler sınırlandırılmış durumda. İstanbul sinirlenip Sivastopol'e karşı yasa çıkarabilir, Sivastopol Bakü'yü yargılayabilir, Bakü İstanbul'a karşı veto verebilir ve saire. Çok partili sistem var tabii ki de. Bir parti tek başına 4 yıl, koalisyon olarak ise 8 yıl iktidarda kalabilir. Cumhurbaşkanı yok. Kurultaybeyi (Yasama), Başbakan (Yürütme) ve Başyargıç (Yargı) var. Hiçbiri devletin başı değil. Devletin başı halkın ta kendisi. Aynı şekilde hükümet başı yok. Onun da başı halkın ta kendisi. Bu üç güçten bağımsız olan polis ve asker güçleri, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin en az ikisinden birlikte gelen emirlere göre hareket etmektedirler. Bunun için üç güçten birer elçi, asker ve polislerin başında görev yapmalıdır. Bu şekilde iki güç birleşip, üçüncüye karşı harekat başlatabilir (örneğin Ulusal Eğitim Bakanı yolsuzluk yapıyorsa veya Danıştay yargıçlarından biri rüşvet yiyorsa).
Ekonomi: Tamamen mühendislik, tıp ve eğlence odaklı bir ekonomi olacak. Birçok genç kuantum fiziği, termodinamik gibi konuları 12 yaşında yalayıp yutmuş olacak. Bunun için bedava ve zorunlu evde eğitim kursları açılacak (Udemy veya edX gibi). İlk kuantum bilgisayar endüstrisi Türkyeri Birleşik Erkyurtları'nda oluşacak. Bunu istemeyen ve tıp seçen öğrenciler, basit bir kalp ameliyatını 15 yaşında yapabilecekler. Onu da istemeyen öğrenciler 12 yaşından itibaren hukuk uzmanı olup UNICEF'e delege olarak gönderilecekler. Hadi bunu da beğenmediler, evde eğitim onlara müzik aletleri, resim ve sinema prensiplerini öğretecek ve her öğrenci 18 yaşında bir sinema filmi üretmiş olmak zorunda olacak. Üretilen filmlerden en iyi 10 tanesi sinemalarda gösterilecek, ilk 3'ü ise Oscar komitesine gönderilecek. Aynı şekilde Nobel Edebiyat Ödülü de beklenmektedir bu genç sanatçılardan. Çünkü aynı zamanda sinema yapmaktan muaf olmak için roman yazabilirler, bir müzik albümü kaydedebilirler veya bir resim sergisi açabilirler. Tarım ise kontrol altında kalan Hintliler ve Slavlara kendi veya tanıdıklarının ürettiği makinelerle olması şartıyla yaptırılacak, böylece herkesin karnı doyacak. Ayrıca verimli topraklarda yaşayan Türkler, Araplar ve saire de yine tarımı mühendislikle birleştirerek bunu yapma hakkına sahip. Fabrikada sadece robotlar çalışacak. Bunun için de mekatronik mühendislerimiz devreye girecek. Para birimi olarak sadece Bitcoin kullanılacak ve böylece Trump'ı sinirlendirince ekonomimiz öyle kolay kolay çökemeyecek.
İdari Bölümler: Oğuzya, Karlukya, Kipçakya, Sibirya, Uralya ve Moğolya Türk erkyurtları olacak. Bunlar daha da bölgelere, illere, ilçelere ve yörelere bölünecek. Yabancı erkyurtlar ise Aryanistan (Kürdistan, İran, Afganistan, Tacikistan, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş'i ayrı ayrı içerecek), Arabistan (Arap ülkelerini ayrı ayrı içerecek), Yunanistan ve Slavistan [Macaristan (Macarya, Uralya) ve Yunanistan dışında tüm Doğu Avrupa ülkelerini ayrı ayrı içerecek] sömürgeleri olacak ama Türkçe konuştukları sürece ve "Ben Türk'üm," dedikleri sürece ikinci sınıf vatandaş olmayacaklar. Evlerinde istedikleri dili konuşabilecekler. İstanbul, Bakü ve Sivastopol özerk iller olacaklar.
submitted by MutatedAlgorithm to Turkey [link] [comments]


2020.03.18 16:08 webinkrali İstanbul ambar

Ankara merkezden İstanbul bölgesinde bulunan tüm merkezlere ambar ve taşımacılık hizmeti veriyoruz. Ankara İstanbul Ambar olarak taşınmasını istediğiniz yük ve eşyalarınızı yerinizden alıyoruz ve uygun fiyata taşıyoruz. İstanbul ambar sizler için hemen bize ulaşın.
Ankara İstanbul Nakliyat Ambarı olarak teslimat yeri aynı yol güzergahı üzeri olan ambar yüklerini birleştirerek hem nakliye fiyatını düşürüyor hemde daha hızlı sevkiyat yapmaktayız. Nakliye esnasında yükleriniz isteğe bağlı olarak da sigorta yapılmaktadır.
Ankara Zeytinburnu ambarı, Ankara esenler ambar, Ankara Beyoğlu ambar, Ankara İkitelli ambarı, Ankara Beykoz ambar, Ankara Eyüp ambar, Ankara Şişli ambar, Ankara Tuzla ambar kargo
submitted by webinkrali to u/webinkrali [link] [comments]


2020.02.24 13:54 karanotlar Küreselleşmenin merkezinden ‘yeni-faşizm’in merkezine

Ergin Yıldızoğlu
1980’lerde yeni küreselleşme sürecinin merkezinde ABD vardı. 2008 finans krizi sonrası dönemde yükselmeye başlayan “yeni-faşizm”in merkezinde de ABD yer alıyor.
Bu iddiayı, çarşamba günü Almanya’nın Hanau kentinde, bir faşist militanın dokuz can alan terörist saldırısına dikkatle bakınca gözlerimizin önünde şekillenen resimdeki ayrıntılarla desteklemek olanaklıdır.
‘Beyaz ulus’ ve düşmanları
Hanau’daki terörist saldırıyı gerçekleştiren faşist bir “yalnız kurt” değildi. O, ABD’de, Norveç’te, Yeni Zelanda gibi Batı ülkelerinde, camilere, sinagoglara, siyahların gittiği bir kiliseye, azınlıkların alışveriş ettiği marketlere yönelik terörist saldırıları gerçekleştiren militanlarla aynı “siber uzayı”, aidiyet duygusunu ve dünya görüşünü paylaşıyordu.
Söz konusu aidiyet duygusu, ülkelerin sınırlarını aşan “siber uzaydaki”, ABD merkezli bir iletişim ağı üzerinde şekillenen bir “beyaz ulus üstünlüğü” fantezisine ilişkindir (Uluslararası sermaye ulus devletlerin gücünü kırıyor diye sevinen şaşkınlar, acaba arkasından neyin geleceğini sanıyorlardı?). Bu eylemciler, tek tek kişiler ya da faşist grupların üyeleri olarak terörist eylemlerini bu “beyaz ulusu” korumak adına gerçekleştiriyorlar. Takip ettikleri web siteleri, katıldıkları “chat room” çevrelerinde bu “beyaz ulus” fantezisini ortak ideolojik araçlarla üretiyor ve besliyorlar.
Bu “beyaz ulus üstünlüğü” fantezisinin merkezinde, bir Fransız entelektüelin ürettiği, ABD’deki neo-nazi grupların benimseyerek yaymaya başladığı “Great replacement” paranoyası var: Göçmenler, beyaz ırktan olmayanlar, beyazların yerini almaya başladı. Yakın gelecekte beyazlar kendi ülkelerinde azınlığa düşecekler, soylarını, dinlerini, kültürlerini koruyamayacaklar.
Terörist eylemlerin aktörleri, artık mutlaka bir ırkçı, dinci, kadın düşmanı “manifesto” yayımlayarak, eylemi “beyaz ulus” adına gerçekleştirdiklerini anlatıyorlar. “Beyaz ulus”un siber uzayında, Müslüman düşmanlığı, “göçmenlerin gelişini Yahudiler örgütlüyor, finanse ediyorlar” iddiasıyla birleşiyor.
Merkezinde ABD var
“Beyaz üstünlüğünü” savunan ABD’li örgütler, Avrupa’da ve dünyanın başka yerlerindeki “beyaz üstünlüğü” savunucularıyla yalnızca “siber uzayda” değil, düzenledikleri toplantılarla gerçek mekânlarda buluşuyor, tartışıyor, onlara silah eğitimi veriyorlar. Bu hareketleri yakından izleyen araştırmacılar, Ukrayna’daki savaş ortamının, yeni-faşizmin militanlarının deneyim kazanması için çok verimli bir platform oluşturduğunu vurguluyorlar.
Donald Trump da konuşmalarında “beyaz üstünlüğü” gruplarını kayırıyor, terör eylemlerinin ardından onları doğrudan eleştirmiyor, göçmenleri hedef alıyor. Trump’ın seçilmesinde çok önemli bir rol oynayan Steve Bannon, Avrupa’da kurduğu bir örgütlenmeyle “beyaz üstünlüğünü” savunan grupları, birleştirerek bir “Beyaz Enternasyonal” oluşturmaya çalışıyor.
Trump’ın Almanya’ya büyükelçi olarak atadığı, Fox News haber kanalından Richard Grenell, 2018’de, Bannon’un kurduğu Breitbat Web sitesiyle yaptığı söyleşide, “Avrupa’nın sağ milliyetçi gruplarını güçlendirmek istediğini” söyleyerek “küçük” bir skandal yaratmıştı. Cuma günü gazeteler, Trump’ın bu Grenell’i, ABD’nin istihbarat örgütlerini koordine eden ve denetleyen kurumun başına atadığını aktarıyorlardı ve Trump Almanya’daki faşist katliam üzerine hâlâ bir açıklama yapmamıştı.
Trump, yargının başına kendi yandaşlarını getirdi, Cumhuriyetçi Parti’yi egemenliği altına aldı, içişleri bakanlığında çok sayıda personeli değiştirdi. Şimdi de istihbarat yapılanmasının başına kendi adamını getiriyor.
Bu sırada, Avrupa ülkelerinde özellikle Almanya’da siyasi merkez parçalanmaya devam ediyor; Hıristiyan Demokrat Parti bir liderlik krizi yaşıyor. Merkez partiler sağa kaydıkça, yeni-faşizmin partileri oy kaybetmiyor aksine güçlenmeye devam ediyor. Tek umut veren ve eğer merkez partilerle bir araya gelebilirse “faşistleşme sürecini” yavaşlatabilecek parti, siyasi spektrumun sol ucundaki Yeşiller. AfD de faşistler de bunun farkında, Yeşilleri esas düşmanları olarak görüyorlar.
http://www.cumhuriyet.com.tyazarlaergin-yildizoglu/kuresellesmenin-merkezinden-yeni-fasizmin-merkezine-1722892
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.12.20 08:23 NewsJungle İslami banka Türk ihracatçılara desteğini vurguluyor

İslam Kalkınma Bankası (IDB) Grubu, bankanın bölge müdürü Perşembe günü Türk metropolü İstanbul'da bulunan Türk Eximbank ile güçlü işbirliği yaparak Türk ihracatçılarını desteklemektedir.

Salah Jelassi, Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen 2019 tarihli Dış Yatırım Forumu'ndaki açılış konuşmasında "IDB'nin Türk Eximbank'a kümülatif finansman desteği 3,3 milyar dolardan fazlasını sağlıyor" dedi.

Toplamda, IDB tarafından 370 milyon dolarlık finansman ve Uluslararası İslam Ticaret Finansmanı Kurumu (ITFC) tarafından 2,9 milyar dolarlık finansman bulunuyor.

Türk müteahhitlerin, orta noktaların ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'ler) ihracatla ilgili faaliyetlerini artırmak için Türk Eximbank ile işbirliğinin, Türkiye'nin artan ihracat rekabetçiliği ile kendisini küresel bir pazar lideri olarak konumlandırma arzusunu desteklediğini belirtti.

Başbakan, "IDB Grubu, Türk özel sektör şirketlerinin küresel değer zincirlerine daha geniş entegrasyonunu destekleme çabalarını birleştirerek verimliliklerini ve rekabetçiliğini artırmak için çok kritik öneme sahip olacağını" belirtti.

IDB, üye ülkeleri ve Müslüman topluluklarının üye olmayan ülkelerdeki ekonomik ve sosyal gelişimlerini teşvik etmek amacıyla kurulan uluslararası bir finans kurumudur.

DEİK’in Dış Yatırım İş Konseyi Başkanı Volkan Kara, “Türkiye küresel bir oyuncu olarak ortaya çıkıyor, yurtdışında belirli bir standarda ulaşan birleşme ve satın alma işlemlerini artırıyor” dedi.

Türkiye'nin yılda 4 milyar dolardan fazla dış yatırım yapabilecek özel bir sektöre sahip olduğunu ekledi.

"Türk şirketleri komşu ülkelerdeki yatırımlarını hızlandırdı" diyerek, son 15 yılda Türk dış yatırımlarının on kat arttığını sözlerine ekledi.

Yabancı yatırım makroekonomik göstergeler doğrultusunda büyürse, Türkiye’nin yıllık 10 milyar dolardan fazla sermaye ihracına ulaşabileceğini söyledi.

“Bu kesinlikle yeterli değil. Yabancı yatırımlar kesinlikle orta ve uzun vadeli ekonomik hedeflerimize dahil edilmelidir” dedi.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2019.11.17 20:15 pvpserverlist1 SonAndream59 – Pk Server

Sonandream59 pk serverı açılışını yaptı. Pek fazla ses getirmeyen açılışları malesef online sayısının yetersizliğine de bakılırsa yetersiz kaldığını söylemek pek yanlış olmaz. Ancak bizde pvpserverlist olarak kendilerini tanıtıp yardımcı olmak, çorbada bir parça bizimde tuzumuzun olmasını istedik. Andream üzerine kurulu knight online pvp server da 59 level full başlangıç ile oyuna giriş yapıyorsunuz. Sonandream59 knight online sunucusuna +8 item ve +1 üzerinize başladığınız sunucu da, pk atarak ve bossları kovalayarak daha iyi itemler elde edebilirsiniz. Bosslardan da KC düşürme şansının bulunduğunu düşürsek boss peşinde koşmaya pk server da da devam ediyoruz 🙂 Ayrıca çıkan uniq itemleri birleştirerek daha iyi itemler elde edebilir. Maden yapıp gem kasmarak ve bu gemleri de kırdırıp yine uniq itemler elde edebilirsiniz. Ayrıca item yükseltmek için diğer klasik pk serverler gibi burada da, NP ver İtem al sistemi mevcut.

Son Andream59 Yeterince Güçlü Mü?

Bunların dışında knight online pvp serverı son andream 59 en büyük negatif yanı, yukarıda da belirttiğimiz gibi açılışlarını sessiz sedasız yapmaları. Facebook sayfalarından da ne yazik ki çok fazla aktif olmamaları kendi kayıplarının nedenleri olarak görülebilinir. Ayrıca nadiren görüler lag da oyuncularının sabit kalmamasının en büyük sebebi. Bizce malesef uzun süreli olacağını düşünmediğimiz sunuculardan birtanesi sonandream59. Bu negatif yönleri düzeltip, güzel kordineli bir şekilde sosyal medyalarını da daha aktif kullanarak relauncha gitmeleri kendileri için daha iyi olacak gibi. Özellikle bu hafta açılacak olan destanwar knight online sunucusu fazlası ile kordineli ve güçlü bir şekilde giriş yapmaya hazırlanıyor. Dost acı söyler diyerek malesef bu savaş ortamından destanwar’ın galip çıkacağını düşünenler arasındayız.
Pvpserverlist olarak bütün yazılarımızda serverı sadece övmek den ziyade kötü yanlarını da belirtip onlara katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Yaklaşık olarak 6 kişilik yönetim kadromuzda bizlerde birer knight online pvp server oyuncusuyuz. Sizler gibi bizde hangi serverın bu hafta tutup tutmayacağını takip edebiliyoruz. Son andream 59 serverı umarız bu yazımızdan sonra bazı şeylere dikkate alır ve oyuncu potansiyelini arttırırlar. Kendilerine pvpserverlist olarak başarılar diliyoruz.
submitted by pvpserverlist1 to u/pvpserverlist1 [link] [comments]


2019.10.02 09:12 flatartagency Evde Likit Yapımı Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Evde Likit Yapımı Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey
Elektronik sigara keyfini yaşayanların bir süre sonra kendi zevklerine göre likit hazırlamak istemeleri son derece doğal. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, ancak evde likit yapımı hakkında bilginiz yoksa en doğru yere geldiğinizi söylersek yanılmış olmayız. Çünkü elektronik sigaranıza sıvı olarak eklediğiniz ve buharını içinize çektiğinizde keyifli bir deneyim yaşamanızı mümkün kılan likitleri kendi beğeninize göre hazırlamanız için ihtiyacınız olan her şeyi bu içerikte sizin için derledik. Standart tatlardan sıkıldıysanız ya da farklı karışımlar deneyerek kendi beğeninize uygun olanı bulmak istiyorsanız, kendi likitinizi yapmanız en mantıklı adım olacaktır. Ancak bu doğrultuda öncelikle likit içeriğini tanımanızda büyük fayda var. Böylece elektronik sigara likit içeriğini oluşturan bileşenleri damak tadınıza en uygun zevki yaratacak biçimde birleştirerek kendi likitinizi oluşturabilirsiniz. Elektronik sigara deneyiminde likitin önemi hakkında bilgi sahibi olmak için ise Likit Nedir ve Elektronik Sigara İçin Önemi Nedir? başlıklı içeriğimize göz atabilirsiniz.

Evde Likit Yapımı İçin İhtiyacınız Olan Bileşenler

Bildiğiniz üzere piyasada birçok likit çeşidi bulunuyor. Her ne kadar farklı tatlarda ve oranlarda likit satın almak mümkün olsa da evde kendi imkanlarınızla likit yapmak istiyor olabilirsiniz. Üstelik düşünülenin aksine evde likit yapımı, birkaç denemeden sonra giderek daha pratik hale gelen bir yöntemdir. Ayrıca kendinizi adeta bir kimyager gibi hissedeceğiniz likit yapım sürecinde lisedeki laboratuvar deneylerinizi de tekrar yaşayabilmeniz mümkün. Peki likit içeriğinde neler bulunuyor ve evde likit yapabilmek için hangi bileşenlere ihtiyacınız var?

https://preview.redd.it/8ooaugeiv2q31.png?width=712&format=png&auto=webp&s=a660ef513ab3f8f896088bd5f4940d157b21959b
  • PG - VG
Vegetable Glycerin yani bitkisel gliserin ifadesinin baş harflerinden oluşan VG ile Propilen Glikol adlı maddenin baş harflerinden oluşan PG bileşenleri, elektronik sigara likitinin yapı taşlarından ikisini oluşturuyor. Premium likitlerin hammadesi olarak da değerlendirebileceğimiz PG ve VG, likit içerisine farklı oranlarda eklenebilmektedir. PG ve VG, likit içeriğindeki nikotin ve aromaları seyreltmek için baz olarak kullanılır.
  • Nikotin
Elektronik sigara likit içeriğinde kullanılan seyreltilmiş nikotinin içerikteki oranı, sigara içimine benzer bir deneyim yaşamak isteyenler için son derece kritik. Bu nedenle nikotin miktarı çok dikkatli bir şekilde belirlenmeli ve likitin tadını tamamen değiştirebileceği göz önünde bulundurularak karışım hazırlanmalı. Öte yandan tütün tadı almak istemeyenlerin nikotin kullanmadan likit hazırlayabilmeleri de mümkün.
  • Aroma
Elektronik sigara likitleri için özel olarak üretilen aromaların e-sigara içiminizi farklı ve daha keyifli kılma misyonu taşıdıklarını söyleyebiliriz. Bir anlamda nargiledekine benzer bir buhar deneyimi yaşatan aromaların farklı çeşitlerini bulabilmeniz mümkün.

Evde Likit Yapımı İçin İhtiyacınız Olan Diğer Malzemeler

Likit içeriğini artık tanıyorsunuz, ancak evde likit yapımı için ihtiyacınız olan her şey henüz bitmedi. Söz konusu bileşenleri karıştırıp zevkinize uygun likiti elde etmek için kullanacağınız ekipmanları ise şu şekilde sıralayabiliriz:
  • Karıştırma Kabı
📷E-likit yapımı için gerekli bileşenleri karıştırmak için kullanabileceğiniz bir karıştırma kabı işinizi kolaylaştıracaktır. Diğer yandan eğer uzun bir süre ihtiyacınızı karşılayacak miktarda likit hazırlayacaksanız, bu doğrultuda büyük bir beherglas kullanmanızı tavsiye ederiz.
https://preview.redd.it/1tc8jczjv2q31.jpg?width=712&format=pjpg&auto=webp&s=1f98770c9f829a2308c7d1a3a4171ec8feee7f45
  • Şırınga
Likit yapmak için gerekli bileşenleri dikkatli ve doğru bir şekilde eklemek için şırınga kullanmanızda yarar var. Bu sayede ihtiyacınız olan miktarda nikotin, PG veya VG ve aromayı net bir şekilde şırıngaya doldurup karıştırma kabınıza aktarabilirsiniz. Fakat her bir bileşen için ayrı şırıngalar kullanmanızı öneririz. Aksi halde farklı bileşenleri birbiri ile karıştırmanız söz konusu olabilir.
  • Eldiven
Likit içeriğini oluşturan bileşenlerin cildiniz ile temas etmemesi için eldiven kullanmanız gerekiyor. Ayrıca eldivenler likit yapımında her şeyin hijyen koşullarına uygun olmasını da sağlayacaktır. Bu sayede likitlerinizin içine elinizden yabancı madde bulaşması mümkün olmayacaktır.
  • Likit Şişesi
İçinde damlalık bulunan şişeler, likitlerinizi muhafaza etmeniz ve ihtiyacınız olduğunda elektronik sigaranıza dökmeniz için en uygun seçeneklerdir. Ek olarak, farklı şişelerde farklı oranlarda bileşene sahip değişik aromalarda likitlere sahip olabilmek için de çok sayıda şişeye sahip olmanızda yarar var. Öte yandan şişelerin üzerine bileşenlerin oranları ile ilgili notlar alabilmeniz için etiketler bulundurmanız da işinizi kolaylaştıracaktır.

Adım Adım Evde Likit Yapımı

Evde likit yapımı için gereken tüm malzemeler hazırsa, artık yapım aşamasına geçebiliriz. Bu anlamda, aşağıdaki adımları sırasıyla izleyerek evde kendi likitlerinizi yapabilmeniz mümkün. 1. Likitinizin istediğiniz gibi olması için öncelikle likit miktarını ve bileşenlerin oranını belirlemeniz gerekiyor. Bunun için uygulayabileceğiniz formüller mevcut. Örneğin nikotin sertliği miktarını ayarlamak için (mg/ml cinsinden nikotin sertliği)x(ml cinsinden likit hacmi)=mg cinsinden nikotin miktarı formülü ile kaç mg nikotine ihtiyacınız olduğunu hesaplayabilirsiniz. 2. İstediğiniz çeşit aromayı kullanarak likitiniz tatlandırabilirsiniz. Bu noktada, seçtiğiniz aroma konsantrelerinin miktarını ayarlamak da en az nikotin miktarını ayarlamak kadar önem taşıyor. Genellikle likit hazırlarken şişe hacminin %10’u kadar aroma kullanılıyor. Ancak aroma üreticisinin tavsiye ettiği oranı da uygulayabilirsiniz. Ardından tercih ettiğiniz aromayı temiz bir şırıngaya zevkinize uygun miktarda alıp diğer bileşenlerle karıştırmak üzere karıştırma kabına alabilirsiniz. 3. Şimdi VG veya PG bazlarından tercih ettiğiniz birini eklemeniz gerekiyor. Eğer sert bir boğaz vuruşu istiyorsanız PG kullanabilir ya da daha fazla buhar istiyorsanız VG’e başvurabilirsiniz. Peki hangi oranda baz kullanmalısınız? Nikotin ve aroma ekledikten sonra şişenizde eksik kalan sıvı miktarında PG veya VG kullanarak açığı kapatabilmeniz mümkün. 4. Tüm bileşenler zevkinize uygun bir karışım dengesi ile karışım kabına eklendikten sonra artık geriye likit yapımını bitirmek için son birkaç adım kalıyor. Bu aşamada karışımı likit şişesine ekleyip birbiriyle iyice özdeşleşmesi için kapağını kapatıp iyice çalkalamanız gerekiyor. Birkaç dakika boyunca çalkaladıktan sonra bileşenlerin reaksiyona girmesi ve e-likitin kullanıma hazır hale gelmesi için demlemeyi unutmamalısınız. En iyi sonuç için likitinizi 2-3 hafta ışık ve ısı olmayan bir ortamda muhafaza ederek demlenmesini sağlayabilirsiniz. Evde likit yapımı için gerekli aroma çeşitlerinden likit şişelerine kadar tüm ekipmanları Buharistan’da bulabileceğinizi de belirtmeden geçmeyelim.

#elektroniksigara #likit #nbase #atomizer #nikotintuzu #batarya #yedekparca #sigaramalzemeleri #sigaraaletleri

Kaynak: https://www.buharistannn.com/Blog/evde-likit-yapimi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey/46/
submitted by flatartagency to u/flatartagency [link] [comments]


2019.09.17 12:32 hasanates adana & Elazığ Su Tesisatı

(Adana Su Tesisatı & Elazığ Su Tesisatı)Gelişmiş modern cihazların desteği olmadan su kacak tespiti oldukça zor bir süreçtir. Genellikle tahmine dayalı kaçak bulma çabalarının sonu çoğunlukla hüsrandır. Bu dayanaksız çabalar sırasında her yer gelişigüzel kırıldığından masraflar artar, ortalık berbat olur ve zaman boş yere akıp geçer. Firmamız Tüm Su Tesisatçısı su kaçaklarını bulma ve tamiri konusunda son sistem elektronik cihazların desteği ile çalışmaktadır. Bu sayede su kaçağının yerini sağı solu kırmadan noktasal bularak çok hızlı bir şekilde tespit edip, servis garantisiyle tamir ediyoruz. Su kaçak tespiti başlığında bu konuda çok daha fazla bilgi bulabilirsiniz.:Su Tesisatçısı sıhhi tesisat ve doğalgaz tesisatı konusunda 20 yılı aşkın bir iş tecrübesine sahiptir. Temiz su girişinden pis su çıkışına kadar yaşam alanlarımızda kullandığımız su armatürleri, banyo, klozet, lavabo ve bu ekipmanların bağlı olduğu tesisatlarda zaman içinde kaliteyle birlikte işçiliğe bağlı arızalar meydana gelebilir. Tüm Su Tesisatçısı sıhhi tesisat arızalarında en kaliteli malzemeyi en iyi işçilikle birleştirerek sorunlarınızı çözer. Hemengeliriz.com
Klozet su kaçırıyor, lavabo su kaçırıyor, eviye su kaçırıyor, batarya su kaçırıyor, gider su kaçakları, sifon su kaçağı, rezervuar su kaçağı, banyo su kaçakları, duşakabin su kaçakları, petek su kaçağı, kombi su kaçağı, petek temizleme, kalorifer su kaçağı, cihazla su kaçağı, acil su tesisatçı, Tüm su tesisat, pis su tesisatçısı, sıhhi su tesisatçısı, İstanbul sıhhi su tesisatçıları, İstanbul sıhhi su servisi, İstanbul Tüm sıhhi su tesisat, İstanbul su kaçağı, petek temizliği, su tesisat servisi, acil su tesisatçısı,
submitted by hasanates to u/hasanates [link] [comments]


Jelly Birleştirme Taladro & Azap HG Kalbim Sana Deşarj Çok Karışık - YouTube Kuleleri Birleştirerek Boss Kesiyoruz  Merge Battle ... İki tane tek hücreli lipoyu birleştirip 2s 7.4v yapmak. TEKNİK ANALİZ İLE TEMEL ANALİZİ BİRLEŞTİREREK YAPMAK ... 4 FARKLI SANATI BİR ARAYA GETİRDİ 7 ŞARKIYI BİRLEŞTİRİP TEK ŞARKI (oyun müziği) YAPMAK!!

Yeni Sezon Modeller 4. sayfa - happysoul

  1. Jelly Birleştirme
  2. Taladro & Azap HG Kalbim Sana Deşarj
  3. Çok Karışık - YouTube
  4. Kuleleri Birleştirerek Boss Kesiyoruz Merge Battle ...
  5. İki tane tek hücreli lipoyu birleştirip 2s 7.4v yapmak.
  6. TEKNİK ANALİZ İLE TEMEL ANALİZİ BİRLEŞTİREREK YAPMAK ...
  7. 4 FARKLI SANATI BİR ARAYA GETİRDİ
  8. 7 ŞARKIYI BİRLEŞTİRİP TEK ŞARKI (oyun müziği) YAPMAK!!
  9. Dua ederken ellerimiz açık mı olmalı kapalı mı ?

Mustafa Özşimşekler Hocaefendi / Bizim Bayburtlu Hacca yazılmış - Duration: 4:42. Mustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Hesab ... Türk kültürüne özgü sanatların yaşatıldığı Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde 4 farklı sanatın 4 ustası, sanatlarını birleştirerek 9 Osmanlı padişahını resmetti. Türkiye ... bu akŞam saat 22:00'de..halİl reÇber youtube'de.. Bu videoda tek hücreden oluşan iki tane 3.7v lipo pili birleştirerek nasıl 2s 7.4v lipo yapabileceğinizi anlattım. Balans için kullanılan soketleri şu adrest... Bir ay dogar ilk aksamdan geceden (Daglar Kisimis) - Cengiz Ozkan - Duration: 4:34. Ahmet Ozer 58,183,515 views. 4:34 'Dinlendirici mükemmel müzik' - Duration: 37:29. Hepinize Merhabalar Arkadaşlar Ben ERDEM KAYACAN Bu Gün Yine Sizlerle Birlikte Eğlenceli Şeyler Yaptık Discord Sunucumuz https://discord.gg/hX8X7a Nonolive I... Skip navigation Sign in. Search Oyuncuların verilen şekilleri tamamlamak için gelen şekilleri birleştirerek oynayacakları bir oyun. Modern bulmaca oyunumuz kısa sürede zirvede kendine yer edinecek ve sizi de iyi bir ... Taladro - Deşarj 4 ve Azap Hg - Kalbim Senin 3 parçalarını birleştirerek yapılan bir çalışma .